0
19.4.2020
Her Gece Bir Film ile Yerli Malı Haftası Yapmak İster Misiniz?
  • Başlığı Paylaş
  • Embed Kopyala
  • Seçmece
  • Popüler
  • Tarihe Göre
1. Gün • Karakomik Filmler | 2020 | 2 Arada ve Kaçamak Tam yerinde ve zamanında... Hani önceden plan yapsaydı bu kadar olurdu. Herkes evinde. Malum durumdan Sinema ve benzeri ortak sanat paylaşım yerleri kapalı. Vee evinin konforunda (!) ve rahatlığında Cem Yılmaz'ın Karakomik filmleri. İkisi bir arada... Tam tekmili birden. :)) Cem Yılmaz'ın "iki film birden" konseptli projesi Karakomik Filmler, 2 Arada ve Kaçamak isimli iki orta metraj filmden oluşuyor. 2 Arada arabalı vapurda çalışan Metin'in buruk ve ezik hikâyesini anlatıyor. Kaçamak'ta ise eşlerine yalan söyleyip felekten bir hafta sonu geçirmek için lüks bir işletmede bir araya gelen bir grup erkeğin, yakınlarına dünya dışı varlıkların iniş yapmasıyla gelişen olaylar anlatılıyor. İlk film 2 Arada'yı seyredince ikinci film Kaçamak'ta ikisi arasındaki bağ kuran sahneleri görmek hoş olmuş. Tam Cem'lik. Başarılı. Sürelerin kısa olması Cem'in elini kolunu bağlamış. Bu nedenle karakter tahlili yapmadan girişi neredeyse es geçip doğrudan gelişmeye çalışmış. Keşke öyle olmasaymış. Spoiler olmasın diye ayrıntıya giremiyorum ama 2 Arada öyküsü ve karakterleriyle bir buçuk ile üç saat arası işleyebilirmiş. Buna rağmen 2 Arada Kaçamak'tan daha sağlam olmuş. Bence. Betimine yakışmış. Tam bir kara - komik film olmuş. 2. Gün • Öteki Taraf | 2017 Özcan Deniz'in yönettiği ve baş rolünde oynadığı filmi izlerken dejavu hissine kapıldım. Sonrasındaki araştırmamda hissimin beni yanıltmadığını ve 2011 yapımı, bizdeki adıyla Saklı Yüz (İspanyol yapımı La Cara Oculta - The Hidden Face) filminin uyarlaması olduğunu öğreniyorum. Fakat filmin senaryosu oldukça değişikliğe uğramış. Normalde değil filmini izlemek müziğini bile dinlemediğim Özcan Deniz'i, aslından rol çalıp kendisini ön plana çıkartmış olmasına rağmen görürsem tebrik edeceğim. Kim ne derse desin, film başından sonuna kadar kendini izlettiriyor. Kuşkusuz geçişler ve akış arasında oturmazlıklar seziyor olmanıza rağmen oldukça başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Özcan Deniz'i Seversiniz ya da sevmezsiniz bilemem ama Meryem Uzerli ve Aslı Enver'le birlikte kotardıkları bu filmi izlerseniz de pişman olmayacağınızı söyleyebilirim. 3. Gün • Limonata | 2015 Ali Atay'ın yönettiği Ertan Saban ve Serkan Keskin'in baş rollerini paylaştığı Limonata filmi neredeyse bir yol filmi olacakmış. Film, bana göre Ali Atay'a rağmen güzel olmuş. Serkan Keskin her ne kadar türlü rolleri ustalıkla canlandırma yeteneğine sahip eşsiz bir oyuncu olsa da ben onu hep Leyla ile Mecnun'un "İsmail Abi"si olarak görüyorum. Bu filmi de senaryosuna, yönetmenine rağmen kurtarmış. Makedonya'da yaşayan Suat ölümcül bir hastalık nedeniyle yatağa düşer. Ölmeden önce oğlu Sakip'i yanına çağırır. İstanbul'a gidip kardeşini bulmasını ister. Sakip da babasının emektar arabasına atlayıp (o arabanın yürümesi bile mucize) elinde yalnızca kardeşinin adı ve eski bir adresle İstanbul yollarına düşer. +(2)
  • Yanıtla
  • 0
  • 0
  • Embed Kopyala
(Sevgili İsmail Abi) Selim yerel bir klüpte futbol oynamaktadır. Çocuğu yaşındaki çocuklarla. Serkan Keskin'i biliyorsunuz. O göbek, o totoyla futbol oynayacak. Hem de şampiyonluğa oynayacak mahalli takımın kritik oyuncusu. Teknik direktör, antrenör tamam da oyuncu olmamış. Neyse... Ertan Saban'ı ilk izleyişim. Eminim yönetmenin talimatları doğrultusunda abartarak oynamak zorunda kalmış. Bu nedenle doğala özdeş aroma tadında oynuyor. Finale doğru son bir saçmalık da eklenmesine rağmen film kendini izlettiriyor. Birazcık sabır lazım. 4. Gün • Kelebekler | 2015 Limonata'dakine benzer bir çağrı ile başlıyor film. Bunda teknoloji kullanılıyor ve baba doğrudan en büyük oğluna ulaşıyor. Topla çeteyi, yani oğlan ve kız kardeşini de al gel diyor. Yol muhabbeti de benzer nitelikte. Türk Filmlerini izlerken ortak bir sorun karşısında zorlandığımı hissettim. Ses! Ses ve oyuncuların diksiyonu. Bazı oyuncuların ne dedikleri anlaşılmıyor. Örneğin kariyeri başarılarla ve ödüllerle süslü olsa da Bartu Küçükçağlayan'ın ne dediğini anlamak için her defasında sistemin sesini açtım. Bazı sahneleri iki kere izlemek zorunda kaldım. Belki de ben bir KBB doktoruna gitmeliyim. En iyisi kendiniz sınamalısınız. Ağabey Cemal rolünde Tolga Keskin hakkındaki düşüncelerimi aşağıdaki Bizi Hatırla yorumumda söyleyeceğim. Çünkü Bizi Hatırla'yı Kelebekler'den önce izlemiştim. Buradaki sıralamayı mönü kurallarına göre düzenledim. Tatlının sırası yemekten sonradır. Hele bu tatlı kaymaklı ekmek kadayıfı gibiyse. Asla huyum değil. Sevmem de ama bi spoiler vermek zorundayım. Filmin bonusu Ercan Kesal. Ama filmin neresinde onu söylemem. İzlerseniz görürsünüz. Kelebekler tam bir hafta ortası filmi. Belgeselden sıkılanlar için... 5. Gün • Bir Aşk İki Hayat | 2019 Bergüzar Korel vs Engin Akyürek maçı gibi film olmuş. Yönetmen Ali Bilgin ve oyuncu İpek Bilgin arasında bağ var mı bilmiyorum. Uncle Google bile böyle bir bilgiye sahip değil. Bergüzar Korel filmin başından itibaren sevimlilik muskasını oynuyor. Engin Akyürek ise role oturmamış. Orhan Kemal'in bir romanındaki karakterini de tasvirine göre bir türlü tıp okuyan bir üniversite öğrencisiyle bağdaştıramamıştım. Aynı sıkıntıyı burada da hissettim. Bu tarz filmlerdeki esas oğlan ya da kızın evleri son derece para sıkıntısı çekmelerine rağmen boğaz manzaralıdır. Ve illa ki İtalyan tarzı terasları vardır. Bir de söylemeden geçemeyeceğim, daha doğrusu eleştirmeden geçemeyeceğim bir Yeşilçam geleneğinden vaz geçmeleri lazım. Sene olmuş 2020; millet birbirini tek bir DM ile götürüyorken şu oyunculara 70'lerin ergenleri gibi rol biçmeyin. Gözünüzü seveyim yapmayın! Film güzel başladı, güzel de gidiyordu ama ben yarıda kestim. İleride kesin seyredeceğim ama şimdilik sadece size önermekle yetiniyorum. Sonunu anlatmayın lütfen. +(3)
  • Yanıtla
  • 0
  • 0
  • Embed Kopyala
6. Gün • Bizi Hatırla | 2018 Bir Çağan Irmak filmi. Gerçi ne yönetmen ne de senaryo hiç olmasa, kamerayı da sabit tutup "motor"a bağlasan, sadece Altan Erkekli ve Tolga Tekin'i izlemek bile yeter. Tolga Tekin'in öyle bir aurası var ki filmin başından itibaren onun olduğu sahnelerde gözün başka bir şeye değmiyor. İlk kez bu filmde tanıştım. Aynen Üç Maymun'daki Ercan Kesal'ın oyununu ilk izleyişim gibiydi. O filmde de Ercan Kesal'ın rol yapmadığına, rolü yaşadığına ve bizim de belgesel niteliğinde bu doğal akışı izlediğimize şahit olmuştum. Aynı okul, aynı tarz, aynı yetenek... Yan rol deyip geçmeyin. Bence bir filmin en önemli yapı taşlarıdır. Bu açıdan Sumru Yavrucuk ve Binnur Kaya'yı izlemek başka bir zevk. Şehir hayatının büyük çarkları arasında sağlam bir dişli olmayı becerebilen ve öyle kalmaya çalışan Kaan ile onunla gurur duyan ama boşluğunu bir türlü dolduramayan taşra ustası Eşref'in uzun yıllar sonrası zorunlu buluşmaları ve onları saran duygu yüklü ilişkliler arasındaki öyküyü anlatıyor film. Film başından sonuna kadar sarıyor ve içini ısıtıyor insanın. Sadece ama sadece tek bir yerinde "bu sahne de nereden çıktı şimdi?" ya da "ne gerek vardı ki böyle bir sahneye?" sorularıyla uğraşmak zorunda kalabiliyorsunuz. Görmezden gelin. Ben öyle yaptım. Ağaçla değil, ormanla ilgilendim ve manzaranın keyfini çıkardım. Umarım siz de aynısını yaparsınız. 7. Gün • Bizim İçin Şampiyon | 2018 Eveeet, geldik listenin sonuna ve en tatlı yerine. Nasıl anlatayım size ilk harflerine baksanıza. Yok, öyle değildi. :) At ve insan ilişkisi üzerine Robert Redford'un The Horse Whisperer'ından (en bilindiklerinden söylüyorum) tutun da Steven Spielberg'in War Horse'una kadar çok film izledim. En babası da Tobey Maguire ve Jeff Bridges'li Seabiscuit'dür. Bizimkilerin böyle bir film yapabileceğini söyleseler inanmazdım. Bizim İçin Şampiyon da en az onlar kadar güzeldi. Üstelik bütçeler arasında milyonlarca rakam farkı olmasına rağmen. Buradan filmin yönetmeni Ahmet Katıksız'ı tebrik ederim. Zoru başarmış. Bold Pilot'u oğlu Ganesh ve beş farklı yarış atı, Halis Karataş'ı Ekin Koç, Begüm Atman'ı Farah Zeynep Abdullah ve babası Özdemir Atman'ı Fikret Kuşkan canlandırmış. (Bizler İçin) Şampiyon, efsane yarış atı Bold Pilot, Halis Karatay ve Begüm Atman üçgeni arasındaki büyük aşkı anlatıyor. Asıl söylenmesi gereken de bu filmin tamamen gerçeklere, hatta gerçek üstü gibi gelen destansı hikayelere dayanıyor olmasıdır. +(4)
  • Yanıtla
  • 0
  • 0
  • Embed Kopyala
Hayatım boyunca bir kez at yarışı oynadım. O da çok sevgili bir iş arkadaşım/kardeşim sayesinde. Ve kupon tutmuştu. Bu zamanın parasıyla 10 ya da 20 TL gibi bir para almıştık. Çünkü tamamen garantili oynamıştı kerata. Bunun haricinde sadece hastalarını izledim. Bu nedenle de filmin esas karakteri olan yarış atı Bold Pilot'u hiç görmedim ve tanımadım. Bu açıdan filmi izledikten sonra üzüldüm. Bold Pilot ve sürücüsü Halis Karatay bu camiada çok iyi tanınıyormuş. Onlar unutulmaz birer kahramanmış. Bold Pilot’ı oğlu Ganesh de dahil olmak üzere beş farklı at canlandırmış. Atlar arasındaki uyum öyle iyi yakalanmış ki Hollywood'un hayvanlı filmlerindeki gibi izleyici farkı anlamıyor bile. Benim için sadece bir sahnesinde fark vardı. Hepsi o kadar. "Filmi izlerken iki şeye odaklandım diyebilirim. İlki Bold Pilot’a verilen değere. Onun adeta bir karakter olarak sunulması, acısı ve tatlısıyla önümüze getirilmesi iyi bir dostluk timsali olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğeri de kendisinden önceki Mümin Çılgın’ın Halis Karataş’a gösterdiği olumlu ve yol açıcı tavırlar ki; genelde bu tarz yerine geçme durumları büyük çatışmalara, ayak kaydırmalara sebep olur. Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki; film çatışmadan uzak, bir sevgi ve azim filmi havası yakalamaya çalışıyor. Ve bunu da başarıyor." Banu Özdemir'in Beyazperde.com'daki eleştirisinden alıntıdır.
  • Yanıtla
  • 0
  • 0
  • Embed Kopyala
/
0
yeni dio gir..

Tarihe Göre