Hayatım boyunca bir kez at yarışı oynadım. O da çok sevgili bir iş arkadaşım/kardeşim sayesinde. Ve kupon tutmuştu. Bu zamanın parasıyla 10 ya da 20 TL gibi bir para almıştık. Çünkü tamamen garantili oynamıştı kerata. Bunun haricinde sadece hastalarını izledim. Bu nedenle de filmin esas karakteri olan yarış atı Bold Pilot'u hiç görmedim ve tanımadım. Bu açıdan filmi izledikten sonra üzüldüm. Bold Pilot ve sürücüsü Halis Karatay bu camiada çok iyi tanınıyormuş. Onlar unutulmaz birer kahramanmış. Bold Pilot’ı oğlu Ganesh de dahil olmak üzere beş farklı at canlandırmış. Atlar arasındaki uyum öyle iyi yakalanmış ki Hollywood'un hayvanlı filmlerindeki gibi izleyici farkı anlamıyor bile. Benim için sadece bir sahnesinde fark vardı. Hepsi o kadar. "Filmi izlerken iki şeye odaklandım diyebilirim. İlki Bold Pilot’a verilen değere. Onun adeta bir karakter olarak sunulması, acısı ve tatlısıyla önümüze getirilmesi iyi bir dostluk timsali olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğeri de kendisinden önceki Mümin Çılgın’ın Halis Karataş’a gösterdiği olumlu ve yol açıcı tavırlar ki; genelde bu tarz yerine geçme durumları büyük çatışmalara, ayak kaydırmalara sebep olur. Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki; film çatışmadan uzak, bir sevgi ve azim filmi havası yakalamaya çalışıyor. Ve bunu da başarıyor." Banu Özdemir'in Beyazperde.com'daki eleştirisinden alıntıdır.
  • 0
  • 0
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları