İslam dininin temel referans kaynağı Kur’an’dır. Kur’an’ın Allah’ın sözü olduğu ispat edilmesi hâlinde İslam dininin hak din olduğu da ispat edilmiş olur. Kur'an'ı bir kenara bırakarak İslam dininden bahsedilemez. İslam alimleri Kur’an’ın mucize olduğuna dair yüzlerce eser yazmışlardır. Takdir edersiniz ki, bir konuyu iyice anlamak için o konu hakkında önemli bilgiye sahip olmakla mümkündür. Bu sebeple, biz şu anda ancak Kur’an’ın anlaşılabileceğini tahmin ettiğimiz i’cza / mucize yönlerine dair bazı örnekler vereceğiz. Umarız bu örnekler, Kur’an’ın Allah’ın sözü, Hz. Muhammed (asm)’in Allah’ın hak elçisi ve islam’ın hak din olduğunu göstermeye yetecektir. Ayrıca, Kur’an’ın o günkü Arapça dil belagatının zirvesinde olan Arap müşriklerine karşı meydan okuması, “bir tek surenin bir benzerinin getirilmesi halinde davasından vazgeçeceğini” haykırması ve hiç kimsenin böyle bir şeyi ortaya koyamaması, Kur’an’ın Allah tarafından gönderilen bir kitap olduğunun açık belgesidir. Belagatın zirvesinde olan onlarca şair, edip kimselerin inadı bırakıp İslam dinine girmesi de ayrı bir hak ve hakkaniyet belgesidir. Taberî, Zemahşerî, Cahız, Sekkakî, Cürcanî, Bakıllanî, Beyzavî, Nesefî gibi binlerce Arap edebiyatının zirvesine çıkmış dahi alimlerin ittifakla, “Kur’an’ın belağatı, edebî vechesi, üslubu, eşsizdir; insanların hiçbir eseri onunla kıyaslanamaz.” demeleri, ilim adına konuşan kimseler için Kur’an’ın semavî kimliğinin önemli bir göstergesidir. Çünkü; a. Hz. Peygamber (asm) ümmiydi, okuma-yazması yoktu. Delilimiz şu ayettir: “Resulüm! Sen vahyimizden / Kur’an gelmeden önce kitap okuyan veya yazı yazan bir insan değildin; eğer böyle olsaydı, batıl iddia peşinde olanlar şüphe edebilirlerdi.” (Ankebut, 29/48). Görüldüğü gibi, bu ayette Hz. Peygamber (asm)'in okuma-yazma bilmediği açıkça ilan edilmiştir. Eğer, bu ayetin ilan ettiğinin tersine bir durum söz konusu olsaydı, aklı başında hiçbir insan ona inanmayacaktı. Bütün arkadaşlarının, canlarını ona feda etmeye hazır olmaları ve bazılarının bizzat canlarını fiilen feda etmeleri, onların bu ayete aykırı hiçbir sızıntıyı görmediklerinin işaretidir. b.Tebbet suresinde Ebu Leheb’in Kâfir olarak ölüp cehenneme gideceği açık bir surette ifade edilmiş ve Ebu Leheb imansız ölmek suretiyle Kur’an’ın bu gaybî ihbarını fiilen tasdik etmiştir. [Mekke’de ilk inen surelerden biri olan Tebbet suresinde, Hz. Peygamber (a.s.m)’in amcası Ebu Lehep ve eşinin imana gelmeyecekleri, imansız ölüp cehenneme gireceklerine dair Kur’an’ın beyanı şüphe götürmez bir açıklıktadır. Zaman bu sureyi tasdik etmiştir. Şayet, onlar yalancıktan da olsa iman ettiklerini söyleselerdi, Hz. Muhammed (a.s.m)’in bütün davası sıfırlanırdı. Halbuki, o dönemde bunlar gibi daha pek çok İslam düşmanı vardı ve sonradan iman ettiler. Bunların da iman etmeyeceklerini Allah’tan başka kim bilebilir?]...
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları