Burada hayalperestlerin dünyayı değiştiremediğine örnek verirken hem Türkiye, hem dünya tarihini yok saydığınızı varsayıyorum. İnsan evladının yegane dayanağı umuttur bu da düş kurmaktan gelir. Her mücadele, her devrim de bu ütopyanın ama bir kişinin ama kitlelerin ümididir. Örnek verelim: 1. İşgal altındaki bir ülkeyi kurtarmada tüm savaşçılar hayalperesttir. Realist değil. Buna İstiklal Savaşı da dahil. 2. İnsanın Mars'a seyahat edebilmesi, birinin hayalidir. Bilimde de tüm gelişmelerin hammaddesi hayaldir. 3. Anarşistler bugün dünyada yaşanan gelişmelere gözleri kapalı olmadıkları gibi onun tahlilini yaparken de direkt olaylardan ve gerçeklerden yola çıkarlar. 4. Sadece anarşistlerin değil, diktatörlerin beslendiği şey de hayaldir, gerçekler değil. 5. Gezi Parkı'nı muhafaza edenler realistler değil, hayalperestlerdir. Karşılığında şiddet görüleceğini bile bile milyonlarca insan sadece parkı korumak için de değil, daha büyük bir öfkeyle o hayale sarılmıştır. 6. Hz. Muhammed ütopyacıdır. Dönemin koşullarına aldırış etmeden. Hakikatı tek başına kendinin bildiğinin farkında olarak yığınlara ulaştırmıştır. Hz. Muhammed, Atatürk kendi dönemlerinin başarılı olan marjinalleridir. Yani söylediklerin, içi boş bir agresiflikten öteye geçmiyor. Kimse marjinal olmak için bir fikri savunmaz. Doğru olduğuna inandığı için fikirler savunulur. Ona marjinal yakıştırmasını yapan, eğitimsiz yığınlar ve egemen kültürdür. Türkiye'de medyayı takip ediyorsan, siyaseti takip ediyorsan iktidar dışında herkesin fikri zaten marjinaldir. ;) Mevcut imkanları kullanarak düzeltmeye çalışmadılar. İsyan ettiler ve savaştılar. Bildiğimiz konularda yorum yaparsak hem diğer insanlara, hem de kendimize saygı duyduğumuzu gösteririz. Fikrinin dahi olmadığı kavramlar hakkında konuşarak birincisi kendini küçük düşürüyorsun. İkincisi işsizlere iş bulur diyerek, sistemin yarattığı sorunu insanların çözmesini bekleyerek çelişki yaratıyorsun.)
  • Yanıtla
  • 0
  • 0
  • Favorilere Ekle
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları