140
6.5.2020
Sabaha Bir Şiir Bırak
    • Seçmece
    • Popüler
    • Tarihe Göre
      redkit00
      Serin rüzgârlara pencereni aç! Karşında fecirle değişen ağaç, Bak, seyret ağaran rengini ufkun Mahmur gözlerinde süzülsün uykun. Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr. Gümüş çıplaklığı bir başka bahar Olan vücudunu ondan gizleme. Ne varsa hepsini boyun, saç, meme, Esîrden dudaklar okşasın sevsin Mademki geceden daha güzelsin! Ahmet Hamdi Tanpınar Yok mu arttıran?
      0
        pixiu
        Ama bi dakka aklıma geldi,bi ara gündemdeydi.Afrikali çocuğun şiiri diye: doğduğumda siyahtım, büyürken siyahtım, güneşe çıktığımda siyahtım, korkunca siyahtım, hastayken siyahtım, öldüğümde hala siyahım! ve sen beyaz çocuk: doğduğunda pembesin, büyürken beyazsın, güneş'e çıktığında kırmızı, üşüdüğünde mor, korktuğunda sarı, hastayken yeşil, öldüğünde de grisin! sen şimdi bana hala"renkli" mi diyorsun?
          imailahorsilah
          Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer... Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum ben. Oyuncağı panik olan sayın yalnızlık kendi kendine nasıl da eğlenir. Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? "Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna" bir çocuk demiş. Nilgün MARMARA ❤️
            hocabey
            Şükrü ERBAŞ'ın kendi sesinden...
            https://www.youtube.com/watch?v=o35-9KTaR88
            https://www.youtube.com/watch?v=o35-9KTaR88
            SENİN KORKULARIN BENİM İNCELİĞİM Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi Ne kapanan kapılar Ne yıldız kayması gecede, ne güz Ne ceplerde tren tarifesi Ne de turna katarı gökte İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken Duvarlara dalıp dalıp gitmesi Türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrılık Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek Birdenbire büyümesi gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin Parmaklarını sözüne pınar edememek Uzaklarda bir adamın üşümesi; bir kadın dağlara daldıkça Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması Ayrılık; yağmurdan vazgeçiş, sudan üşüme Yalnızca gölge vermesi ağaçların İyiliğin küfre dönmesi ayrılık Güneşin bir ceza gibi doğması dünyaya Başını alıp gitmek gibi bir geri dönüş İki adımından birisi insanın, sevincin kundakçısı Hüznün arması, süren korkusu inceliğin Ayrılık, o küçük ölüm; usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan Şimdi anlıyor musun gidişinin neden ayrılık olmadığını? Bir yaprak düşmesi kadar ancak acısı ve ağırlığı olduğunu Bir toplama işleminin sonucunu yazmak gibi bir değer taşıdığını Boşluğa bir boşluk katmadığını Kar yağdırmadığını yaz ortasında Ayrılık, o köpüklü öpüşlerin ardından kalkıp ağzını yıkadığında başlamıştı Ben bulutları gösterirken "Bulmacanın beş harfli bir yemek sorusuna" Yanıt aramanla halkalanmış Aşkın şarabının ağzını açtım, yâr yüzünden içti murt bende kaldı Türküsü tenimde düğümlenirken, odadan çıkışınla yolunu tutmuş Dağlarda öldürülen çocukların fotoğraflarını kenara itip "Bu eteğin üstüne bu bluz yakıştı mı?" dediğinde varacağı yere varmıştı çoktan Ne mi yapacağım bundan sonra? Ayak izlerimi silmek için sana gelen yolları tersinden yürüyeceğim önce Şiir okumayacağım bir süre Hediyelik eşya satan dükkanların önünden geçmeyeceğim Senin için biriktirdiğim yağmur suyunu, bir gül ağacının dibine dökeceğim Yeni bir yanlışlık yapmamak için telefonlara çıkmayacağım Ardı kuş resimli aynalar arayacağım mahalle pazarlarında Gençliğimi anımsamak için Emekli kahvehanelerinde yaşlılarla konuşarak, sonumu görmeye çalışacağım Fotoğraflarını güneşe koyacağım, bir an önce solsun diye İçinde ay ışığı, iğde kokusu ve begonvil bulunan tüm resimleri duvarlardan indireceğim...
              angry.lydia
              156 yıl önce yazılan bu şiir günümüzü anlatmış : ... ve insanlar evde kaldılar, kitap okudular ve dinlediler. dinlendiler, egzersiz yaptılar, sanat yaptılar, oyun oynadılar ve yeni varoluş yollarını öğrendiler, durdular daha derinden dinlediler , biri meditasyon yaptı, biri dua etti, biri dans etti, diğeri kendi gölgesini keşfetti , insanların düşünceleri değişti, iyileştiler. cahilce, tehlikeli, anlamsız ve vicdansızca yaşayan insanların yokluğunda, dünya iyileşmeye başladı. ve tehlike sona erdiğinde insanlar ölüleri için ağladılar ve yeni kararlar aldılar, yeni bir dünya hayal ettiler, yeni yaşam biçimleri yarattılar, Dünyayı tamamen iyileştirdiler, Tıpkı kendilerini iyileştirdikleri gibi . Kathleen O’Meara, 1864 Not:şair kolera salgınına yakalanarak hayatını kaybetmiş😥
                elifanastasia
                Karanlıktan arta kalanlar arasında bir çöplükte ruhum... Kokan bu çöplük mü yoksa ruhum mu bilmiyorum. Bilmediklerimi bilmeye çalışmaktan yoruldum. Ölüm kadar dinlendirici bir uyku lazım... Sabahlar gecelerin peşini bıraksa uyuyacağım. Ama yok... Odam hüzün kerhanesi olmuş. Bazen küfretmek geliyor içimden. Bağıra bağıra küfretmek. Ama olmaz ayıp. Dünya garip... Küfretmek üzülmekten daha ayıp... Sizin ayıplamadıklarınızdan ruhum kayıp... Odam hüzün kerhanesi olmuş. Pencereden içeri esen rüzgar değil... Ben de üşüyordum zaten... Elif Anastasia F.
                  tahoe_og
                  Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu. Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse... Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin! Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı. Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil' İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum. Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur. En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur; Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik... Hüseyin Nihal Atsız Geri Gelen Mektup 3 Mayıs Anısına paylaşayım dedim yoksa yapmam böyle şeyler.
                    hayatikayanadam
                    Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtela-yı gama sor kim geceler kaç saat
                      pixiu
                      Şiir sevmiyom desem linç yer miyim
                        mervenizz_
                        Bırakırsam düşer..........
                          gregorgregorsamsa
                          Ayışığında oturduk Bileğinden öptüm seni Sonra ayakta öptüm Dudağından öptüm seni Kapı aralığında öptüm Soluğundan öptüm seni Bahçede çocuklar vardı Çocuğundan öptüm seni Evime götürdüm yatağımda Kasığından öptüm seni Başka evlerde karşılaştık İliğinden öptüm seni En sonunda caddelere çıkardım Kaynağından öptüm seni Cemal SÜREYA
                          0
                            hesapsilindi00
                            https://youtu.be/lKpCF8MYrxo
                            https://youtu.be/lKpCF8MYrxo
                              mickey.mouse
                              Baskalari Cehennemdir Yol değildir yaşamak, Yolda olmaktır. İçinde ben varsam bu yolun, Bir anlamı vardır. Başkaları cehennemdir, Dikkat et! Ve kendini yalnızca Kendinde yok et. Unutma! Böyle oldun mu bulursun, Gerçek huzuru elbet… Yol değildir yaşamak, Yolda olmaktır. Her nerdeyse geçmişin, Bir tekme savur. Ve parçala, Zamanla idrakına giydirilen Deli gömleklerini bir çırpıda. Kasketini başına örtüp Hiç bakma etrafına. Çek, git bu diyarlardan Ve sakın unutma, Ancak budur yaşamak! Ölüm göğsüne bindiğinde, Dönüp bakma arkana. Bu ´korkaklık, döneklik´ tir, de kendine. Yakılan gemiler aşkına Geç tüm denizleri! Ve unutma! İşte ancak budur yaşamak. Ya yolda olmak Ya yolda ölmek… Jean Paul Sartre
                                kaaninteyzesi
                                Duydum ki bana darilmissin Üzme beni arkadasimsin langir.lungur tarhana bulgur Bana gönül.koyma çay koy
                                  ketcaplisarma
                                  Hem onun için ağlayıp Hem de onun için ağladığın için ağlamak... Kısa oldu ama olsun
                                    sule.onay
                                    DEPLASMANDA PLASEBO Allah'ım kaderimde anarşi ve protesto antidepresanlar ve içi boş bir gardırop ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop. Allah'ım kaderim bu sentimental ambargo: alternatif referans potansiyel salvo yok, sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok; cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop. Allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor? 'deplasmandır bu dünya' diyor albino şeyhim plasebo yutturuyor bana depresif doktor. Allah'ım kaderimden şikayetçi değilim aksine bahtiyarım evrende bana da rol verdiğin için şahsen, Allah'ım bizler senin falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol. MURAT MENTEŞ
                                      _xyz
                                      BELKİ YİNE GELİRİM Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler. Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi Tükürsek cinayet sayılıyor artık Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum Okuduğum bütün kitaplar paramparça Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük İçimde zaptedilmez bir kırma isteği Dizginlerini koparan bir at sanki bu Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün... Ahmet TELLİ
                                        zerothekiller
                                        Çok güzel bir şiir.
                                        0
                                          bibakipcikacam
                                          HUMMAYI AŞK Hastayım, yalnızım, seni yanımda Sanıp da bahtiyâr ölmek isterim. Mahmûr ı hulyâyım; câm ı lebinden Kanıp da bahtiyâr ölmek isterim. Bir olmaz emelin düştüm peşine Vuruldum hüsnünün şen güneşine Elâ gözlerinin aşk ateşine Yanıp da bahtiyâr ölmek isterim. Tâlihin kahrı var her hevesimde, Boğulmuş figanlar titrer sesimde, O nazlı ismini son nefesimde Anıp da bahtiyâr ölmek isterim                                                            RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI
                                            ylmz-havva
                                            Bu hayatın cilvesi Nasıl bir şey ki acıtıyor çilesi Heyhat bırak artık beni desemde Koymuyor yakamı hilesi Sarıldım tüm çare bildiklerime Vermiyor bi huzur tanesi Seninle yürüyecek miyim bilmem ki Bu yorgun , acımasız yol silsilesi
                                              wb-
                                              Hamam tası gümüşten Yeni çıktım o işten Beni pavyona alıştıran Senin alçak enişten
                                              /
                                              0

                                              Tarihe Göre

                                              İçerik bulunamadı.