52
7.7.2020
Kadere İnananlardan mısınız?
  • Favorilere Ekle
  • Başlığı Paylaş
  • Embed Kopyala
  • Seçmece
  • Popüler
  • Tarihe Göre
Kadere inanmak bizleri bazen daha güvende hissettiriyor. Peki siz kadere inanlardan mısınız?
https://www.youtube.com/watch?v=h4aAy5wcsak
https://www.youtube.com/watch?v=h4aAy5wcsak
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Ufff yine harika bir başlık İsmail YK Mode on: "böyle başlık gelince frene basarım, sarma sarma sararım, uffff". Öncelikle kader, yaratılış, insan, amaç, varlık, iyi, doğru ve kötü kavramları üzerine aykırı sayılabilecek düşüncelerim 10 yaşındayken çevremde bir çok insanın kaybını yaşamamla yeşermeye başladı. Ama sonunda faha o yaşlarda şöyle bir düşünce oluştu bende, izninizle aktarıyorum. Ben insanı ilk ve son durakları arasında yolculuk yapan bir otobüs yolcusuna benzetmiştim. Farklı duraklardan geçerken farklı yolcular oluyor, kimi bir durak sonra iniyor kimi daha uzun kalıyor eş, arkadaş ya da dost gibi. Kimi ilk duraktan bir süreye kadar bizimle aile gibi. Kimi sona bir kala geliyor yolculuğun en hissedildiği noktaya. İlk ve son durak belli ancak gideceğimiz yolların seçiminde serbestiz, yani şoför biziz. Elbette güzergahlarda farklı kimi mesela daha güzel semtlerde geziyor kimi izbe yerlerde. Bu da hayattaki fırsatlar gibi, zengin ya da fakir bir ailede doğmak, medeni ya da cahil bir ortamda bulunmak vs. O sıralar tabi mantıklı gelmişti. Sonrasında öncelikle temel sayılan kitapları okumaya başladım. Önce 4 kutsal kitabı okudum, sonrasında antik yunan ve Roma dan itibaren, İskandinav mitolojilerine yöneldim. Ardından Hristiyan ve İslam felsefesi üzerine araştırma yaptım kendi çapımda. Akademiye ilgim de o yaşlarda belirmiş olsa gerek, tam hatırlamıyorum. Sonrasında Rönesans ki çok derindir, ardından siyaset bilimi çerçevesinde ideolojilerin bir takım temellerine erişme imkanı buldum. Bu noktada elbette hayata dair düşüncelerim de olgunlaştı. Doğru ya da yanlış bilmiyorum ama hayat güzel :) Mesela Pascal ın şu sözüne denk gelmiştim "Eğer bir Tanrı varsa inanmak mantıklıdır ki ölünce bir sonra vardır, şayet yoksa da inanmak mantıklıdır o halde zaten kaybedecek bir şey yoktur" biraz yanlış aktarmış olabilirim lütfen kusuruma bakmayın. Ancak araştırdık bu nevi bir sözün İmamı Azam tarafından aktarıldığını fark ettim. Ancak beni en çok etkileyen bu düşünsel yolculukta Şems in şu sözü oldu: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sen de korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok, eğer, tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir. Sonuçta hayat, hepimiz yolcuyuz :) inanırız inanmayız saygı duyarım ama benim düşüncelerim bu yönde :)
6 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Kim yapiyor nasil yapiyorsa iyi yapmiyor, kader ya da neyse adi.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bu soru müslüman mısınız anlamına gelmiyor mu neden böyle bir soru var ki?
9 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Cevaplara baktım da ne kadar çok anlam karmaşası yaşayan insan varmış oysa 8.sınıfta din dersinde öğrenilmiş olması gerekiyor irade sahibi varlıklar olmamız Allah'ın bizim için yazmış olduğu kadere engel değildir. Şu an bu yazıyı yazıyor olmam benim irademe kalmış buna ben karar veriyorum ancak vereceğim bu karar kaderimde zaten vardı. Yani "iradem var ne kaderi ya" diyenler okuyup anlayabilirse sevinirim. Kader iradeyi yok saymaz 🤗
2 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Kaderim şuanda bu soruya cevap vermek olsaydı, cevap vermezdim hepsi bu.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Kadere inanmıyorum. Eğer öyle bir şey olsaydı irade denen şey olmazdı. Bizlerde kendi aklımız, fikrimiz olduğunu sanardık. Kukladan bi farkımız olmazdı
9 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bilmiyorum kader mi bu ama şu hayatta ait olduğumuz bir yer olduğunu düşünüyorum ben. Enerjisel olarak oraya çekildiğimiz bir yer, beraber olmamız gereken insanlar, anahtar kilit uyumu gibi düşünün ya. Hayatı da oraya gitmeye çalıştığımız yol olarak görüyorum. Aynı şekilde onlar da bizlere çekiliyor. Yani buna inanmak istiyorum, aksi çok amaçsız hissettiriyor. Neyiz biz o zaman uzay boşluğunda boş boş sürüklenen enerji parçaları mı? Var olmamızın bir amacı olmalı, bir araya gelince anlam kazanan bir örüntünün parçaları gibi düşünüyorum hep. Ama evrenin verdiği işaretleri yakalayamayıp yolumuzu kaybede de biliriz irade de burada devreye giriyor. Yolu kaybedense kaosa sürükleniyor. Kafanızı açtım sevgili diocular affedin..
2 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
inanıyorum
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Yok, ben inanmıyorum. Saçma geliyor kadere inanmak. İnsan seçimleriyle vs değiştirebilir hayatını, kader inancı insanları mecburiyete ve kötü muamelwye maruz kalışa itiyor bana göre. Kader yoktur, kaderinizi siz belirlersiniz
1 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
yaşadığım hayat o kadar absürd ki, bunun bir plan olduğuna inanamıyorum.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Benden size gelsin bu şarki...
https://youtu.be/t6YACUj6dkk
https://youtu.be/t6YACUj6dkk
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Yani asla inanmıyorum diyemem ama kaderci de değilimdir
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
İnanmam. Kendi güvenliğimi kendim sağlarım.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Hayır.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
3. Dünyaya gelen her insan bir kader programına tabidir. İnsanın ne yapacağını, başına ne geleceğini Yüce Allah ezeli ilminde biliyor. Ancak Allah’ın bilmiş olması, insanın o işi yapmasını zorlamaz. Çünkü Allah, insanın önüne sonsuz seçenekler koymuştur. İnsan kendi iradesini kullanarak, hangi yolu tercih ederse, Allah onu yaratır. Dolayısıyla sorumlu olan insanın kendisidir. Bu meselede şöyle bir örnek verilir: Bir apartmanın üst katının nimetlerle, bodrum katının ise işkence aletleriyle dolu olduğunu ve bir kişinin bu apartmanın asansörü içerisinde bulunduğunu farz edin. Kendisine, apartmanın bu durumu daha önce anlatılmış bulunan bu kişi, üst katın düğmesine bastığında nimetlere kavuşacak, alt katın düğmesine bastığında ise azaba uğrayacaktır. Burada iradenin yaptığı tek şey, sadece hangi düğmeye basılacağına karar vermesi ve teşebbüse geçmesidir. Asansör ise, o kişinin gücü ve iradesiyle değil, belirli fizik ve mekanik kanunlarla hareket etmektedir. Yani, insan üst kata kendi gücüyle çıkmadığı gibi, alt kata da kendi gücüyle inmemektedir. Bununla beraber asansörün nereye gideceğinin belirlenmesi, içindeki kişinin iradesine bırakılmıştır. İnsanın kendi iradesiyle yaptığı bütün işler, bu ölçüyle değerlendirilebilir. Mesela; Cenab-ı Hak, meyhaneye gitmenin günah, camiye gitmenin ise faziletli olduğunu bildirmiştir. İnsan ise kendi iradesiyle, örnekteki asansör gibi her iki yere de gitmeye müsaittir.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Hangi düğmeye basarsa, yani nereye gitmek isterse, beden oraya doğru hareket etmekte, dolayısıyla da gideceği yerin mükafatı veya cezası o insana ait olmaktadır. Evlilik de böyledir. Evlenecek insanın önünde çok sayıda seçenekler vardır. Nasıl birisini istemek sizin elinizde. Tercihinize göre Cenab-ı Hak da yaratır. Allah’ın bilmesi böyle bir tercihte bulunmanızı zorlamaz. Gayri müslim birisiyle evlenmede islam’ın getirdiği ölçü şöyle: Müslüman bir erkek Ehl-i kitap olan Musevi ve Hristiyan bir kadınla evlenebilirken, Ehl-i kitap olmayan gayri müslim bir kadınla evlenemez. Bunun yanında, Müslüman bir kadının Ehl-i kitap da olsa gayri müslim bir erkekle evlenmesine izin vermiyor. 4. Kaderi ikiye ayırabiliriz: ızdırari kader, ihtiyari kader. "Izdırari kader"de bizim hiçbir tesirimiz yok. O, tamamen irademiz dışında yazılmış. Dünyaya geleceğimiz yer, annemiz, babamız, şeklimiz, kabiliyetlerimiz ızdırari kaderimizin konusu. Bunlara kendimiz karar veremeyiz. Bu nevi kaderimizden dolayı mesuliyetimiz de yok. İkinci kısım ihtiyari kader ise, irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek ve ne yapacaksak, Allah ezeli ilmiyle bilmiş, öyle takdir etmiştir. Sizin sorduğunuz soru da bu alanda müzakere edilmektedir. Yani siz bir aday tipi belirliyorsunuz ve arıyorsunuz. Allah da sizin istediğiniz vasıflara sahip birkaç kişiyi önünüze çıkarıyor. Siz de bunlardan birini iradenizle beğenip kabul ediyorsunuz. Alah’ın alacağınız eşin kim olduğunu ezelde bilmesi kader, fakat sizin iradenizle seçmeniz cüz’i irade dediğimiz insanın mesuliyet sınırlarıdır. Kalbimiz çarpıyor, kanımız temizleniyor, hücrelerimiz büyüyor, çoğalıyor, ölüyor. Vücudumuzda, bizim bilmediğimiz birçok işler yapılıyor. Bunların hiçbirini yapan biz değiliz. Uyuduğumuz zaman bile bu tür faaliyetler devam ediyor. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, kendi isteğimizle yaptığımız işler de var. Yemek, içmek, konuşmak, yürümek gibi fiillerde karar veren biziz. Zayıf da olsa bir irademiz, az da olsa bir ilmimiz, cılız da olsa bir gücümüz var.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Buradaki ince nokta: Allah bildiği için yapmıyoruz. Biz yapacağımız için Allah biliyor. Zaten Allah’ın geleceği bilmemesi düşünülemez. Bilmese veya bilemese yaratıcı olamaz. Buna bir örnek verelim; Allah dostu evliyadan bir öğretmen düşünelim. Öğrencilerinden birisine “Yarın seni şu kitaptan imtihan edeceğim.” diyor. Fakat öğretmen Allah’ın izniyle onun filim, maç, oyun, eğlence, derken sabah okula çalışmadan geleceğini bilerek, akşamdan karnesine “0” yazıyor. Ertesi sabah öğrenci sorulan sorulara cevap veremiyor ve sıfırı hak ettiğini bildiği anda, öğretmen cebinden not defterini çıkarıp “Senin çalışmayıp sıfır alacağını bildiğim için, önceden deftere sıfır yazmıştım.” diyor. Buna karşı öğrenci “Hocam sen sıfır yazdığın için ben sıfır aldım. Yoksa geçer puan yazsaydın geçerdim.” diyebilir mi? Demek ki Allah yazdığı için biz yapmıyoruz, bizim yapacağımız şeyleri bilerek Allah yazıyor. İşte buna kader diyoruz.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Dinimiz İslam'a göre imanın şartları Allah'a iman. Meleklere iman. Kitaplara iman. Peygamberlere imân. Ahirete iman. Kadere iman'dır Bu iman şartlarının birine bile inanmayan Müslüman olamaz.Ehl-i küfür olur.Eğer bir gayr-i Müslim bir insan Müslüman olmak istiyorsa bu iman şartlarının hepsini şüphesiz bir şekilde iman etmesi gerekir yada ben müslümanım diyen bir insan da hepsine iman etmesi gerekir
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
1. Kader konusunda aklınıza takılan her şeyi sorabilirsiniz. Bu durum kaderi inkar ettiğiniz anlamına gelmez. Nitekim Kur'an'dan öğrendiğimize göre, Hz. İbrahim aleyhisselam ölülerin nasıl diriltileceğini sormuş, sonra da "Allah'ım inanmadığımdan değil, kalbim tatmin olsun diye soruyorum." demiştir. Bu nedenle bizler de aklımıza takılan sorularımızı sorabiliriz. Biz de elimizden geldiği kadar cevap vermeye çalışırız. 2. Kaderin esas anlamı "Allah’ın, olmuş olacak her şeyi bilmesi" demektir. Dikkat edersek insan iradesini yok saymıyor. Bilmek ayrı, yapmak ayrıdır. Bilen Allah’tır, yapan kuldur. Bu konuya bir misal verelim; Peygamberimiz (asm) İstanbul'un fethini ve komutanını yüz yıllar önce müjdelemiş ve haber vermiştir. Zamanı gelince de dediği gibi çıkmış. Şimdi, İstanbul Peygamberimiz (asm) dediği için mi fethedildi, yoksa fethedileceğini bildiği için mi söyledi. O zaman Fatih Sultan yatsaydı, çalışmasaydı, ordular hazırlatıp savaşmasaydı yine olacak mıydı? Demek ki Allah, Fatih'in çalışıp İstanbul’u fethedeceğini biliyordu ve bunu elçisi Hz. Peygamber (asm)'e bildirdi.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
şöyle bir şey anlatmak isterim.. hayatıma bundan 2-2.5 sene önce daha önce hiç tanımadığım karaktere sahip bir insan girmişti. e haliyle kafa yapımız o kadar uyuşmadı ki hiçbir şey olmamıştı kaldı ki ikimizde öyle bir beklenti de yoktu. konuşmayı kesmiştim ben zaten çok sürmeden. neyse üniye başladım aradan biraz zaman geçti kpss sonrası otobüs yolculuğu yaparken terminalde bizim ünide farklı bir kampüste okuyan bir kızla tanıştım. sohbet muhabbet derken konu birbirini açtı ve kızın tanıştığım çocukla aynı yerde aynı mahallede yaşadığını anladım. o zaman anlık yanaklarım bir kızarmadı değildi yani.. yine sohbet muhabbet falan neyse öyle bir yolculuktu. şimdilerde üniden mezun oldum o çocuk tekrar girdi hayatıma. her yerden engelliydi numarası bende yoktu ama bir şekilde girdi. kader böyle bir şeyse hiç veda etmemişiz 2 yıl önce demek ki. bu olaya bu yönden bakınca düşüncelerimin arasında kayboluyorum. kaderin evren ve zamanın bir parçası olduğunu düşünüyorum.. evren ile zaman birbiriyle uyumsuz gibi görünse de öyle bir uyum içindeki bu müthişlik sarhoş gibi hissettiriyor
2 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
/
0
yeni dio gir..

Tarihe Göre

İçerik bulunamadı.