231
12.10.2020
Çok Anlatmak İstediğiniz Ama Konusu Gelmediği İçin Anlatamadığınız Bir Anınızı Paylaşın!
    • Seçmece
    • Popüler
    • Tarihe Göre
      serngl
      Dökülün bakalım neler çıkacak...
        lovewkoko
        tekne turunda yaşadığım iğrenç olay aklıma geldi. herkesin öve öve bitiremediği tekne turuna biz de gidelim dedik sevgilimle. 30 kişi kadar yarısından çoğunluğu ingiliz turist olan tekneyle sabahtan yola çıktık. her şey çok güzel. biralar içiliyor rüzgar eşliğinde yol alıyoruz. ingilizler köpek gibi alkole abanıyorlar yani yarım saat geçti şaraplar, biralar havalarda uçuşuyor. ilk koya geldik durduk kimileri yüzüyor işte fotoğraf çekenler derken inanılmaz çirkin bi koku geliyo böyle leş kokusu. üst kattayız buram buram geliyo koku. ingiliz amcalardan birisi tuvalete sıçmış ama ne sıçış. tıkamış deliği ve sarhoş adam. kaptan geldi kapıyı tıklıyor adam içerden kahkaha atıyor ahahaha. zor bela içerden çıkardılar amcayı, içerisi savaş alanı gibi altta çalışan çocuklar öğürüyor kokudan. adam çıktı hiç utanmadan suya atladı. midem çok kötü diyor biraz açıldı bi de denizin içine sıçtı itin evladı. bizim anlatacak tekne turu anımız da bu olarak kaldı. tüh sana boklu adam.
          sinek_valesi
          Kesin vardır da hatırlamıyorum. Hatırlasam iyiydi
            zodyakli
            Bir gün işteyim çalışıyorum tıkır tıkır. Patronlardan biri geldi dedi ki Sena şu işi hallet. Dedim ki o iş benim işim değil. Ben seni buraya benim dediğim her işi yap diye aldım sen kimsin dedi bana. Tabii aldım saksı çiçeğimi, dolaptan montumu, çekmeceden eşyalarımı dedim hadi yaptır yaptırabiliyorsan. Çektim kapıyı çıktım.
              rarero
              Çok çok saçma bir anım var ama konusu geçebilecek bir şey olmadığı için anlatmamışımdır. Zamanında SBS diye bir sınav vardı. Liseye giriş için yapılan. Her senenin sonunda sınav oluyorduk. 3 senenin sonunda ortalaması alınıyordu o puanla da liseye yerleşiyorduk. İlk sınav 6. sınıfta yapıldı. Baya güzel ve düzenli çalışmıştım. 80 soru sorulacaktı. Hiç heyecan yapmadan gayet rahat bir şekilde girdim sınava. 1 hafta sonra açıklanacaktı. Ama ben zaten kontrol ettim ya 3 yanlış 2 boşum ya da 2 yanlış 2 boşum vardı. Babamlara söylediğimde pek inanmadılar ama. Neyse geldi çattı açıklanma günü. Evde bilgisayar olmadığından babam arkadaşını aradı bizim kızın sonucuna bak diye. Adam "Abi senin kız uçmuş 2 yanlış 2 boşu var 488 puan almış" dedi. Babam inanmadı adama. Diyor ki "Emin misin abi bir daha bak". Adam abi öyle falan deyince babam şok olmuş bir şekilde dönüp dedi ki "SENDEN BU PERFORMANSI BEKLEMİYORDUM" . Orda biraz üzülmüştüm. Ama kendimle de gurur duydum. Hala duyuyorum. Canım kendim.
                visnelikapkek
                Üniversite 2. Sınıfya kismi part Lcw'da kasiyerim. Mağazada uzun bir süre sayım yapıldı. 35 bin tl tutarında kadar ürün kayıp. Hırsız var biliyoruz ama reyoncular fark edemiyor. Kabinlere sayılı ürünle giriş yapılıyor kontrol ediliyor. Çalışanlar bile bir ürün alsa fiş yoksa sorguya çekiyorlar hatta çıkışta çantalarımız aranıyor. Neyse o ara bir çocuk var 1 yıldır orada çalışıyormuş. Adına Selim diyelim. Selim'in bunlardan haberi yok birkaç gün izinliydi. Toplantılara da gelmedi haliyle. O gün yine aynı düzende mağaza kapatılıyor. Ben ve arkadaşım sıra bekliyoruz çantamıza bakılsa da çıksak diye tramway kaçacak. O ara alarm öttü. Selim bi daha geçiyor alarm ötüyor. Zayıf da bir çocuk ama o an baya bi kilolu duruyor. Yönetici aldı bunun montunu bi açtı kıyafetler yere döküldü. Şerefsiz düzenli olarak mağazadan kıyafet çalıyormuş. Selim de baya kızların aşık olduğu erkeklerin en iyi kankası olan bir tip. Üstelik müdürlerin bir numaralı çalışanıydı. Mağazaya rezil oldu. İşten çıkarıldı. Hırsız yakalanınca kontrolleri bıraktılar ahahahs
                  siyahlikuvvetler
                  Askerligin ilk günü 17 saat yolculuk edip birligime ulasmistim. Yolda ishal olunca sabah erkenden teslim oldum. Hatta o saatte gelince azar isitmistim bok mu sabahin köründe geldin demislerdi. Neyse 1 saat filan bekledim sonra biri geldi yan odaya geç islemlerini baslat dedi. Gectim. Masada genc bir kadin oturuyor bir seyler yaziyor. Bana hic bakmadan sülüsünü çikart dedi ama ben sülüs ne bilmedigim icin üstünü çikart anladim. Herhalde saglik muayenesi diye üstümü çikarttim bekliyorum. Kadin kafasini bir kaldirdi karsisinda yari çiplak bir salak.. Ustünü çikart demedin mi? deyince kahkadan gebermisti 😂 Meger sigortaciymis kiz 😁😁😁
                    zeynebio
                    Örgü örmeyi öğrendim ve çok güzel şeyler örüyorum. Bunu arkadaş çevreme anlatmak istiyorum. Anlatıyorum ama benim heyecanımı hiç paylaşmıyorlar ve bu beni üzüyor. O yüzden burada anlatmak istedim.
                      sozdedegilgozde
                      Flörtleştiğim bir çocuk vardı. sürekli durup durup sen istediğin insanlar seviş ben istediğim insanla sevişeyim muhabbeti yapmaya başlamıştı. Uzak şehirlerdeydik. Bana bunu empoze etmeye çalıştı bir süre. İyi de ben bunu yapmak istemiyorum. Tabii sonu malum. Bir sürü insanla seviştiğini öğrendim. Tabii sonrasında iletişimi kestik.
                        kim-nana
                        Sevgilim beni terk etmişti nedenini anlayamamıştım. Neyse ben çalışıyordum o dönem, arkadaş olarak kaldığım bi eski sevgilim vardı iş çıkışı seni eve bırakayım dedi tamam dedim eve giderken eski sevgilimin arabasını gördüm durmuştu bir kız iniyordu arabadan şaşırdım tabi yanımdakine ayıp olmasın diye bir şeyde diyemiyorum eski sevgiliyiz sonuçta. Sonra baktım arabayı durdurdu yanımdaki meğer arabadan inen kız onun eski sevgilisiymiş kızı tanıyınca saydırmaya başladı tabi onlar bizi görmedi bunu söyleyince bende söyledim artık şaşırdı şu hale bak dedi birine anlatsak inanmaz dedi gerçekten ironik bir durumdu hatırlayınca komik, bir o kadar da sinir bozucu geliyor
                          gamzeyadamercann
                          İtalya'da okurken kaplıca tarzı bir yere gittim arkadaşlarım ile. O gidiş ayağım için koca bir lânet oldu, siğil kaptım. Kısa sürede sağ ayağımın altında sayamadığım kadar arttı, koloni oluşturdu. Kış ortası okula terlikle gitmek zorunda kaldım, zira ayağımın üstüne kadar sıçramıştı ve ayağım ayakkabıya sığmıyor idi. Doktora gittim, ancak doktor ilaç tedavisi ile geçirmenin mümkün olmayacağını, yalnızca kesip alarak kurtarabileceğini, o durumda da uzun süre üzerine basamayacağımı söyledi. Okula devam etmek zorunda olduğum için operasyonu reddettim. Ardından altı yedi ay geçti, Türkiye'ye dönüş yaptım ve daha da harap ve ziyan olmuş olan sağ ayağım ile bir dermatoloğa gittim. Bana kriyoterapi tedavisi yazdı (KRYOTERAPİ: -198 derece likit nitrojen, yani sıvı azot ile yabancı doku ya da yapıyı dondurma işlemi, yakma işlemi de diyebiliriz). Üç haftada bir kriyoterapi seanslarına katılmam gerekiyor idi. Katıldım da.. Katılmaz olaydım. Hem çok acılı idi, hem de operasyon sonrası ayağım tamamen su topluyor idi. Üzerine basmak zaten üç haftamı alıyor, üç hafta geçince sıradaki seansa gidip aynı işkenceyi çekiyordum.. Dayanamadım ve hastane plus doktor değiştirdim. İşte o doktor, hayatımda gördüğüm en samimi ve en güvenilir doktor olacakmış. Tabi görüştüğümde deli olduğunu düşündüm, o ayrı. Zira bana: "Bu hastalığın adı halk arasında tavuk götü. Sana önereceğim şeyi dene, bir şey kaybetmezsin. Bir kaç kişiden bununla ilgili olumlu geri dönüşler aldım. Köy yerinde gezen ve düzenli yumurtlayan bir tavuk bul, anüsüne ayağının hastalıklı olan tüm bölgelerini sür, tavuk yumurtlarken anüsüne bir bakteri bırakıyor ve o bakterinin bu hastalığı döktüğü düşünülüyor" dedi. Çıkarken muayene olduğum kişinin gerçekten doktor olduğuna dair büyük şüphelerim vardı. Üzerinden iki ay geçti, memlekete gittik. Artık depresyona girmiştim. Ayakkabı giyebilmek, utanmak zorunda kalmadan yalın ayak gezebilmek istiyordum. Ve bir hafta kaldığım memlekette son güne kadar tavukları inceledim uzaktan uzağa.. Ne tavuğa kıyabildim, ne de kendime. Memleketten ayrılacağım gün geldiğinde ise denemekten zarar gelmez, arpa buğdaya okuttum, ilaç kullandım, yaktırdım hiçbir işe yaramadı, bunu da denememiş olmayayım dedim ve bir tavuğu halama tutturup midem bulana bulana (eminim tavuğun midesi de bulanmıştır) ayağımı tavuğun anüsüne sürdüm (hayvana psikolojik olarak zarar verdiysem kendisinden özür dilerim fakat fizyolojik olarak hiçbir şekilde zarar vermedim). Ve inanır mısınız, bir ay içerisinde ayağımdaki bütün hastalık döküldü. Hiçbir şey kalmadı, sıfır km bir ayak sahibi oldum ve cildim kendini yeniledi, eskisinden sağlıklı, daha güzel oldu.. Eğer okuyorsa doktor hanıma sesleniyorum, geldim teşekkür etmek için fakat ayrılmıştınız. Eğer bunu görüyor, okuyor iseniz o günden beri siz de, tavuk kardeş de dualarımdasınız.. çok teşekkür ederim
                            gamzeyadamercann
                            İtalya'da okurken kaplıca tarzı bir yere gittim arkadaşlarım ile. O gidiş ayağım için koca bir lânet oldu, siğil kaptım. Kısa sürede sağ ayağımın altında sayamadığım kadar arttı, koloni oluşturdu. Kış ortası okula terlikle gitmek zorunda kaldım, zira ayağımın üstüne kadar sıçramıştı ve ayağım ayakkabıya sığmıyor idi. Doktora gittim, ancak doktor ilaç tedavisi ile geçirmenin mümkün olmayacağını, yalnızca kesip alarak kurtarabileceğini, o durumda da uzun süre üzerine basamayacağımı söyledi. Okula devam etmek zorunda olduğum için operasyonu reddettim. Ardından altı yedi ay geçti, Türkiye'ye dönüş yaptım ve daha da harap ve ziyan olmuş olan sağ ayağım ile bir dermatoloğa gittim. Bana kriyoterapi tedavisi yazdı (KRYOTERAPİ: -198 derece likit nitrojen, yani sıvı azot ile yabancı doku ya da yapıyı dondurma işlemi, yakma işlemi de diyebiliriz). Üç haftada bir kriyoterapi seanslarına katılmam gerekiyor idi. Katıldım da.. Katılmaz olaydım. Hem çok acılı idi, hem de operasyon sonrası ayağım tamamen su topluyor idi. Üzerine basmak zaten üç haftamı alıyor, üç hafta geçince sıradaki seansa gidip aynı işkenceyi çekiyordum.. Dayanamadım ve hastane plus doktor değiştirdim. İşte o doktor, hayatımda gördüğüm en samimi ve en güvenilir doktor olacakmış. Tabi görüştüğümde deli olduğunu düşündüm, o ayrı. Zira bana: "Bu hastalığın adı halk arasında tavuk götü. Sana önereceğim şeyi dene, bir şey kaybetmezsin. Bir kaç kişiden bununla ilgili olumlu geri dönüşler aldım. Köy yerinde gezen ve düzenli yumurtlayan bir tavuk bul, anüsüne ayağının hastalıklı olan tüm bölgelerini sür, tavuk yumurtlarken anüsüne bir bakteri bırakıyor ve o bakterinin bu hastalığı döktüğü düşünülüyor" dedi. Çıkarken muayene olduğum kişinin gerçekten doktor olduğuna dair büyük şüphelerim vardı. Üzerinden iki ay geçti, memlekete gittik. Artık depresyona girmiştim. Ayakkabı giyebilmek, utanmak zorunda kalmadan yalın ayak gezebilmek istiyordum. Ve bir hafta kaldığım memlekette son güne kadar tavukları inceledim uzaktan uzağa.. Ne tavuğa kıyabildim, ne de kendime. Yurtdışında ve yurtiçinde bulamadığım şifayı tavuğun g*günde bulacağımdan bihaber olarak memleketten ayrılacağım gün geldiğinde ise denemekten zarar gelmez, arpa buğdaya okuttum, ilaç kullandım, yaktırdım hiçbir işe yaramadı, bunu da denememiş olmayayım dedim ve bir tavuğu halama tutturup midem bulana bulana (eminim tavuğun midesi de bulanmıştır) ayağımı tavuğun anüsüne sürdüm (hayvana psikolojik olarak zarar verdiysem kendisinden özür dilerim fakat fizyolojik olarak hiçbir şekilde zarar vermedim). Ve inanır mısınız, bir ay içerisinde ayağımdaki bütün hastalık döküldü. Hiçbir şey kalmadı, sıfır km bir ayak sahibi oldum ve cildim kendini yeniledi, eskisinden sağlıklı, daha güzel oldu.. Eğer okuyorsa doktor hanıma sesleniyorum, geldim teşekkür etmek için fakat ayrılmıştınız. Eğer bunu görüyor, okuyor iseniz o günden beri siz de, tavuk kardeş de dualarımdasınız.. çok teşekkür ederim
                              cinayetvaraga
                              Üniversite 2. sınıftım. Böyle kasım akşamı. Maçka'da yurtta kalıyorum. Oda arkadaşıma dedim ki, "Kalk değişiklik yapalım. Bu gece bendensin, alem yapalım" dedim. Adam makedon. İçki içmez ama iyi eşlikçi. İstiklalde bir kaç mekanda içtik sonra da yürürken kendimizi karaköye inen yokuşta bulduk. Orda genel ev sokağı var bilen bilir, sokağın başında paltolu bir adam. "Rus var, macar var, azeri var..." diye sesleniyor gözüne kestirdiğine. Piçe bak sanki manavcı. Nasıl oldu anlamadık adama kandık, kendimizi Pangaltı'da bir pavyonun önünde bulduk. İşte benim gençken pavyon merağım burada başladı :D Ulan içeri bir girdik, aman yarebbim. Nasıl ortam amk. Daha girdiğimde adamın birini döverek dışarı çıkarıyorlardı. Bizimkine dedim ki, "Ulan bak mal mal konuşma burda, zaten Türkçen bozuk. Bana bırak dedim" Masaya oturduk, bu paltolu totoş da yanımızda, benden 20 tl taksi parası istedi geri gidecekmiş görev yerine. Verdim gitti piç. Sonra masaya kızlar geldi. Bizim gözler çipil çipil. Para akacak, su gibi akacak. Umrumda mı? Zerre değil. ablalarla muhabbet ediyoruz, içimiz akıyor, içkiler söyleniyor, şampanyalar patlıyor derken bizim makedon 2. ablayı çağırdı ilkini gönerdi. "Ne yapıyon amk" dedim. "Aga be sarmadı ben şunu istiyorum" dedi. Eyvallah dedim geçtim. İçkiler içildi filan, hesap kabarmış olacak ve adamlar da bizi çulsuz görmüş olacak ki masaya bir abi geldi. Heybetli iri kıyım. Kızları gönderdi masadan, Adisyonu yazdı masaya vurdu. Bi bizi s*kmediği kaldı amk. Arkadaşım aldı eline adisyonu, baktı sonra çok şaşkın vaziyette ve bir o kadar artiz bir şekilde "Bu nedir abicim? Neden bu kadar pahalı burası?" dedi, ben içimden "aha da tuttuk başını" dedim. + Siz öğrenci misiniz lan? - Evet abi öğrenciyiz. + Amk un ipneleri hiç mi menüye bakmıyorsunuz? Ne biçim okumuş adamsınız lan siz? - Bakalım abi. Ben menüye bir baktım. Bakmaz olaydım. Hesap 1960 TL. Yapacak bir şey yok, ödeyecez. Derken masaya iyi giyinimli, serçe parmağında taşlı yüzük olan, tam bir pezevenk mesleği erbabı abimiz geldi. Bizimkine baktı, "sen nerelisin bakalım?" diye pis pis gülerek sordu. "Makedonyalıyım. Kırçova'dan." "Oooo ben çok severim balkanlıları" derken yanağına hafif 2 tane tokatlala okşama arası bir temasta bulundu. İçimden dedim eyvah zikecekler bizi. Araya girdim, " Abi biz hesabı ödeyelim kalkalım." dedim. " Var mı paranız?" diyor. ulan olmasa girer miyim ben oraya. Arada boş muhabbet oldu. Parayı ödedim çıktık. Adrenalin tavan, içimizde kalanlar da var. Ulan o kadar para bayıldık, hatunları bir öpemedik bile diyerekten yurda gittik. Çok acı bir geceydi. Kursağımızda kaldı.
                                badideasensei
                                Sağcı bir muhafazkara dersin ortasında tkp sol lise dergisi okutturmuştum. Hoca da gelip bakmıştı ne yapıyor bunlar diye. Yine bu çocuğun sevgilisi en yakın arkadaşımdı kızın ayrılmasına yardım ettim sırf gıcıklık olsun diye yoksa banane Resim kursunda şövalem dengesini kaybetmişti ve diğerleri de domino taşı gibi yan yatıp arkdaşımın tuvali yüzüne düşmüştü.Ve yine resim kusunda linol bıçağı ile kolumu boylu boyunca çizmiştim birden ama biraz derindi. Sırf sınıfta bir b*k becerdiğim düşünülecek diye 40 hadisi ezberlemiştim bir iki gecede. Bir keresinde bilmeden rakılı kavun yedim. Pandemi başlamadan önce okuldaki öğrencilerin bir kısmına maske dağıttım. linol bıçağı aşağıda:
                                0
                                  tiroyitbezi
                                  Bir ramazan ayında iftardan sonra ailecek lunaparka gitmiştik. Ablam ve ben ranger a binmek istedik ve lanet olsun ki bindik. Ranger dönmeye başladıktan 2 dakika sonra kafama omzuma birşeyler dökülmeye başladı kokusu bir garipti ancak hareket edemiyordum ki ne olduğunu hemen anlamadım. Anlamaz olaydım gerizekalılar iftarda tıkabasa yemiş rangerda mideleri bulanmış üzerimize kusmuştu. Ranger her ters döndüğünde kafamıza yüzümüze kusmuk akmıştı. Dayanamamış ben de kusmuştum sonra ablam sonra herkes. İlk ve son ranger deneyimim oldu. En son biz inerken görevli kulübenin üzerinden fırçayla kusmuk süpürüyordu. Bu da böyle iğrenç bir anımdır.
                                    dr.rock
                                    Barda çalıyorum, sahne boyunca bi eleman zurna olmuş, sahne önünde “abi süpersin muhteşemsin” bağırıyor. Ara yaptık, sarılıyor öpüyor falan. Program bitti seyircilerle sohpet muhabbet derken, sakinledi ortam bizimki geldi yine, sarıldı “abi bi bira ısmarlıycam hayatta bırakmam” diye masasına götürdü. Masada hoş bi hatun, cool, süzüyor, eleman anlatıyor “internetten tanıştık abi, sevgiliyiz, şurda oturuyoruz” falan, hatun bende, ben “hayrolsun” havalarındayım. Hatun söz aldı bi süre sonra - Terasımız çok güzel, gelin bi gün, akşam yemeği yiyelim, cigaramızda var, gece üçümüz takılırız Not: Hayır gitmedim 😂
                                      tijo
                                      biz lise zamanı arkadaşlarla ayda 2 veya 3 defa alkol alıyoduk bi defa yine alkol aldığımız bi zaman liseyi diyarbakır da okuyom ailemin yanında kalıyom arkadaşlarla tam 33 şise alkol satın aldık tabi 4 kişiyiz bende abarttım 11 şise içtim kafam hoş sevidiğm bi kız var o aklıma gelmiş diyarbakır surlarında bağırıyom seviyom diye herkes etrafıma toplanıyo sonra polis le itfaye geliyo beni indirme çapası derken itfaye minderine atlıyom sonra kimlik üstümde babamı arayıp diyolarki oğlunuz intihar etti demiyolar oğlunuz sağ falan sonra annem sinir krizi geçiriyo hastaneye kaldırıyolar babam geliyo ben çocuk şubedeyim polis eşliğinde hastaneye gidiyoz madde falan kullanıyom mu diye kan tahlili yapıyolar sonra şonuç negatif tabi hala sarhoşum babam beni nasıl vurmuşsa uykudan kalkınca vücudumda morluklar ve kemiklerimde feci bi acı var babam diyoki o şonuç yalan bu yüzden benle 1 yıl boyuna torbaı lakap akmıştı . utancımdan kimseye anlatamamıştım
                                        utku-human
                                        üniversitede özel bir organizasyon, Tuğba yurt konseri... arkadaş iki tane kız arkadaş ayarlamış damlı damlı gidip efendi gibi içip gideceğiz. her neyse konser başladı, vodkalari yudumlayıp takılıyoruz. sonra arkadaşın arkadaşının arkadaşı olan kız arkadaş geçti önüme yöresi Afrika'ya ait olan sürttümeli dansını yaparak beni etkilemeye çalışıyor. ama bir sorun var, koku... kardeşim 20 yaşındaki kız böyle kokar mı be... benim libido yerin dibinde, ama kızı da kırmak istemiyorum, o dansını ediyor... derken 2 yan masada esmer güzeli hatun bir twerk yapıyor, Oman tengrim dedim. bu kız isterse ceset gibi koksun burnuma mandal takarım, kandilli rasathanesinin ölçümlerine göre 8 şiddetinde deprem yaratırım dedim... kızla bakışmaya başladık ama yanında iki tane zibidik var. ama avının kokusunu almış Serengeti aslanı uygun zamanı arar. ben elimizdekine mecbur derken, bu diğer kız arkadaş ifrijit olmuş galiba, benim önümdeki yemeği de eve gitmeyelim eve gitmeyelim diye diye ikna etti, ve o güzel vücutlu ceset kokulu güzel atlara binip gittiler... 1-2 gün sonra kızı instagramdan buldum, konusuyoruz. şu konserde gördüm seni diyorum, o evet ben de seni gördüm derken konuşmaya başladık, gel zaman git zaman danstan konuşurken dedim ki buna sende ne güzel twerk yapıyorsun derken, şaşırdı minik ceylan... ben twerk yapamıyorum diyor ben diyorum nasıl yapamıyorsun konserde yılan gibiydin... o diyor sen karıştırdın ben diyorum hayır sensin derken, fazla da uzatmadim, başımı sokacak sıcak bir yuva buldum... meğerse kaç gün o kız diye başka kızla çıkmışım, haberim yokmuş...
                                          birdetroitfani
                                          Online derste kameranin acilmasi benim yatakta pijamayla yatiyo olmam. Rezillik
                                          /
                                          0

                                          Tarihe Göre

                                          İçerik bulunamadı.