hcaglarcoban
    Öncelikle bu yazıyı okurken aşk ile ilgili size öğretilen ve öğrendiklerinizi tamamıyla unutun ve her cümlenin sonunda kendinize dönüp sorun " gerçekten böyle mi ?" diye. Aşk denen şey görünmez bir kuvvetin sizin bedeniniz, zekanız, ruhunuz ve aklınızla kutsal bir ittifak kurup benliğinize oynadığı bir oyundan daha fazlası değildir.          Mesela bir düşünün ilk aşık olduğunuz kişiyi getirin aklınıza işte o aşktan hep en masum aşk olarak bahsedilir ama   külliyen "Yalan!". Yok öyle bir şey. Ergenlikten sonraki ilk benlik kavramıyla birlikte gelişen hormonlar vs. İlk aşkın masum gelmesinde de en büyük gerekçe şudur; "Daha aşk denilen duyguyu tanımıyorken eğer böyle hissedebiliyorsam" bu gerçek aşktır savunması hakim herkeste.        Öncelikle aşk denen duygunuzun gelişimini bir hayal edin... Aşık   olduklarınızı ve size aşık olup sizin aşık olamadığınız kişileri getirin aklınıza ve okuduğunuz bütün cümlelerin sonunda sorun kendinize...        Aşık olduğunuz kişiler her seferinde ulaşamayacağınız kişiler olmuştur. Her seferinde garip, tuhaf ve ya aklınızın ucundan bile geçmeyecek sorunlar hakimdir sonuçlarda... Eğer bedeniniz, zekanız, ruhunuz ve aklınız o kişiye sahip olabileceğinize inansaydı zaten aşık olmazdınız. O kişiye sahip olabileceğinize inanan sadece benliğinizden başkası değildir. Ama kutsal ittifak ile benliğinizi karşı karşıya getirdiğinizde ; benliğinizin bu savaşı kaybetmesi kaçınılmazdır. İçinizde iki kişi varmış hissine kapılmakta bunun en büyük kanıtıdır. Ne kadar benliğiniz size   " artık aramayacağım! ,artık sormayacağım! ,artık istemiyorum! , onu umursamayacağım! " dedirtse de kaybeden hep benliğiniz olmuştur. Benlik te gururdan destek almaya çalışır hep ama nafile... Gurur ölüm döşeğindeki hasta adamdan farksız hale gelir zaten.

    Günün En Popüler Başlıkları