ukela
    Önce mutlu ve huzurlumusun diye sorardım , eğer öyleyse kesinlikle ve kesinlikle tek bir kelime bile etmeden uzardım. Yok zaten değilse o bir süreç içerisindedir ve beklenti ve umutları vardır. O zaman fizibilite çalışmasına başlardık , hedeflerin , kapasiten , gerekli olan emek. Bundan sonrası çok uzun hikaye , o kişinin hayatı ve benim o kişi için harcayabileceğim ya da harcamak isteyeceğim efor , ya da benim kapasitem. Ama lafın özü , benim değerlendirmem ile o kişinin hayat algısı asıl konu , bence huzursuz olması gerekliliği belki de o kişinin huzur kavramıyla örtüşmüyor olabilir , önce onu ölçmek lazım. Kendi huzursuzluğumu neden başkasına empoze edeyim. Örnek , bir hammala (artık pek kalmadı ama yaşıma verin) sen hiç havyar yedinmi , havyar yemeyen insan mutlu olamaz dersem , o insanın huzurunu kaçırmış olmazmıyım ? Muhtemelen o insan soğanın cücüğü ile tuzu mutluluğunun kaynağı sanıyor ve bunla mutlu , huzurlu yaşıyordur , o kişinin çıtasını yükselticem diye dayatmak , onun içinmi yoksa kendi egomuz içinmi. Bence önce bunu sorgulamalıyız. Laf ağızdan kolay çıkar , önce nereye , ne için , kim için. Bence önce bunları sorgulayıp sonra gevezelik etmeliyiz. Diye düşünüyorum.

    Günün En Popüler Başlıkları