Dilbilgisinin sadece yazıli dili kapsadığını düşünenlere: Dilbilgisi diye bir şey var. Dilbilgisi dediğimiz şeyin yazılı dile ait olduğu gibi bir düşünce var. Dolayısıyla sözlü dil dediğimiz şey çok dilbilgisi denetiminde olan bir olgu değildir gibi bir sonuç çıkıyor buradan. Bu yanlış bir düşüncedir. Aslında dilbilgisi sözlü dili de kapsar, biz önce konuştuk sonra yazıya geçirdik. Bu düşünce biraz şuradan kaynaklanıyor; dilbilgisi diye bir şey var, aslında eski Yunancada gramer demek, gramer de yazmak demek, böyle olunca bu yazı ile ilgili bir şeydir diye bir düşünce yaratıyor. Ama böyle değil çünkü dil, konuşmadır. Örneğin 4 temel beceri var ya, bunlardan ikisi aslında temel, doğuştan gelen. Doğuştan gelen okuma veya yazma becerisi yok. Bunlar öğrenilen şeyler. Dolayısıyla yazı dili de çeşitli ihtiyaçlardan dolayı ürettiğimiz yapar bir şey. Dil dediğimzde sözlü dili anlarız ve sözlü dil içinde bütün dilbilgisi kuralları geçerlidir. Kimse size “için ali kitap aldım” demez. Sözlü dil ile yazılı dil arasında tabii ki bir takım farklılıklar var. Pek çok parametreleri farklı, bunlar dilin farklı görünümleri. Bazen sözlü dildeki bu söylemsel özelliklerden dolayı, kural yokmuş gibi gelir. Zihin size dili otomatik olarak tamamlar. Kimse “ben okula gittin” demez. Ama biri size bunu söylese siz zihninizde bunu otomatik olarak düzeltirsiniz. Sözlü dil, dilbilgisi kurallarına tabidir, öyle olmasa biz iletişim sağlayamazdık. Sadece yazışarak iletişim sağlıyor olabilirdik. Konuştuğumuz dilin kuralları olmasa, kimsenin ne dediği anlaşılamazdı. Rastgelelilikten doğan bir iletişimin olması mğmkün değil. Ama dilbilgisi kitaplarında bunun yazılı dile ait bir şeymiş gibi aktarıldığını görürsünüz. Dil ile ilgiliyseniz profildeki linkten her gün güncellenen haberlerle bilim aşkınızı tatmin edebilirsiniz. Abone olursanız bu içerikler ilk olarak e-posta olarak size iletilir.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları