coronavirus
    Röportaj için 5 cesedin arasında kalarak nasıl dehşete düştüğümü anlatacağım. Sene 2008... Üniversitede dersler su gibi altımızdan akıyor. Biz kalemlerimizle akıntıya karşı kürek çekiyoruz. Yaman mücadele. Haber toplama yazma dersimiz için konu seçmem gerek, her konu meraklısına klişe. Fakat bir kişinin fikri dikkatimizi çekiyor. Farklı bir şey olmalı düşüncesiyle devrilen uzun gecelerin ardından, ilk defa kadavra ile karşılaşacak tıp öğrencilerinin hissiyatlarını kaleme almaya karar veriyoruz. Haber gibi haber. En azından bizim için de aksiyon dolu saatler olacağına şüphe yok. Üniversitemizin tıp fakültesinin idari işlerini arayıp ilk defa kadavra ile karşılaşacak öğrenciler hakkında malumat alıyoruz. İlerleyen aylarda gerçekleşecek bir ders için 4 kişilik rezervasyon yapıyorlar. İşimiz basit. Derse gireceğiz, kadavralar çok net olmayacak şekilde birkaç kare alacağız, öğrencilere ve akademisyenlere yalandan birkaç soru soracağız. Duyarlılığı artırmak adına hepsinin 'Evet' cevabını vereceğini bildiğimiz 'Bedeninizi bilim için bağışlar mısınız?' sorusuyla da kapanışa geleceğiz. Kadavraların bulunduğu odaya, akademisyenler dışındaki kalabalık ilk defa adım atıyor. Öğrenciler ve biz. Belli aralıklarla dizilmiş 5 kadavra duruyor önümüzde. Kimisi kadın kimisi erkek bedeni. Kimi genç kimi yaşlı. Kaburgaları, karınları iki yana ayrılmış kasları tel tel önümüzde duruyorlar. İçeride keskin bir formaldehit kokusu. Cesetleri inceliyorum. Yaşamlarını düşünüyorum. Tıraşlarına bakıyorum. Öteki kadavranın büyük penisine bakıp 'İş başında ölmüş herhalde' diye yorum yapıp gülüyoruz. Adamın ölü kamışı bizim yaşayan kamışlarımızın en az dört katı... Dehşete düşüyoruz... Sınıftan bağımsız kendi ahlaksız ve bilimsiz dünyamızda yorumlar yaparken yanı başımızda öğürme sesleri ve midesini sınıfa boşaltanlar... 'Hocam dayanamıyorum' diyerek firar eden öğrenciler... Hiç anlamadığımız tabirler kullanan birtakım hakiki öğrenciler... Her şey muazzam. Fotoğraflarımızı çekip, röportajı da yaptıktan sonra teşekkür için dekanın odasını ziyaret ediyoruz. Ortamda gereksiz bir gerginlik var. Sadece makam odasına girdiğiniz anda karşınıza çıkacak türden bir gerginlik. Deri panolar, aşırı kahverengilik, sekreter ve takım elbiseli insanlar... Ortamı yumuşatmak için 'Hocam gerçekten çok güzel bir eğitim imkanı sunuyorsunuz. Öğrencilerinizi geçtim, kadavralarınız dahi bizden sağlıklı' diyerek yanımdaki diğer dallamalar ile beraber basıyoruz kahkahayı. Dekan gülmüyor, gençliğimize, acemiliğimize vermiyor, affetmiyor, tebessüm dahi etmiyor... Eve dönüp haberi hazırlıyoruz. Gazetedeki manşet: "Geleceğin Bilim İnsanları Bedenlerini Tıp İçin Bağışlayacak" Aramızdaki manşet: "Soldaki dayıda da ne dalga vardı be..."
    0

    Günün En Popüler Başlıkları