Açılın ben doktorum hemen konuya dair analizlerimi paylaşayım. Yeni Zellanda bir ada ülkesi ve nüfusu Türkiye'yle kıyaslanamayacak kadar düşük. Ada ülkesi olmasından kaynaklı dünyanın geri kalanından izole olması çok daha kolay uluslararası uçak ve gemi seferleri sıkı denetime tabi tutulduğu zaman yutdışından yeni vaka gelme ihtimali yok. Nüfusun azlığı enfekte hastaların ve olası riskli temasların izolasyonunu da kolaylaştırıyor. Dolayısıyla Yeni Zellanda'nın koşullarıyla Türkiye koşullarını kıyaslamak doğru bir yöntem değil. Bu örneğe benzer şekilde Kuzey Kıbrıs'ta da geçtiğimiz haftalarda yeni vaka görülmemeye başlamıştı güncel durumdan emin değilim ama kontrol altında olduğunu tahmin ediyorum. Yanlışım varsa düzeltin. Diğer yandan bizim sosyokültürel yapımız akdeniz toplumlarının ortak özelliklerini barındırıyor ki iki akdeniz ülkesi İtalya ve İspanya'nın nasıl darmadağın olduğuna şahitiz. Türkiye şimdiye kadar bu iki ülkeye kıyasla süreci çok iyi yürütmüş olsa da son günlerdeki birkaç örnek endişe verici. Bu tedbirsiz davranışların genele yayılmamasını temenni etmekle birlikte yaşadığım şehirde de çok sevimli örnekler yok açıkçası. Türkiye'nin bir başka sıkıntısı çok sayıda mülteci barındırması ve bu mülteci nüfusun ekseriyetle kalabalık ailelerden oluşması. Mültecilerin bulunduğu semtlerde kontrol kaybedilirse kısa sürede işler sarpa saracaktır. Mülteci hareketlerinin devam etmesi de ayrı sıkıntı. İran Irak Suriye sınırlarından sürekli kayıtdışı göç hareketi de riski arttıran bir durum. Şimdiye kadar işi iyi götürdük ancak mevcut tabloda sıfırı görmek için henüz çok erken diye düşünüyorum. Tarihte yaşanmış örneklerden hareketle bir tahminde bulunursak ikinci dalga yaz sonunda gelecektir ve ilk dalgaya kıyasla çok daha yıkıcı olacaktır. Tedbiri elden bırakmayın.
Tüm yanıtları gör
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları