Gençliğin âşığı ve elden tutucusu idi. En genç yaşta bakanlar onun devrinde iktidara geldiler. Bütün ümidi gençlikte idi. Nutuk’un sonunda Türk Cumhuriyeti’ni gençliğe vasiyet etmiştir. Son zamanlarda Hatay davası onun başlıca derdi idi. O yüzden uyumaz, hasta hasta uzun yolculuklara çıkar, milleti savaşa sokmaksızın yabancılar elindeki bu Türk toprağını vatanına katmak isterdi. Bir akşam halka açık bir yerde rastladığı Fransız Büyükelçisi’ne yine bu meseleyi açmıştı. Bir aralık: -Beni üzüyorsunuz, dedi. Türkçe söylemişti. Salonda bu sözü duyan bir genç ayağa kalkarak: -Atatürk, sen üzülme! Arkanda biz varız, diye bağırdı. Atatürk başını sesin geldiği yana çevirdi. Yüzünde bir sevgi açılışı vardı. Gözlerini gence ve arkadaşlarına dikerek: -Biliyorum çocuğum. Bunu bildiğim için böyle konuşuyorum, dedi. Bir geçit töreninde Cumhuriyet okullarından yetişen gençleri gördükten sonra, o akşam sofrada Cumhuriyet’in düşebileceği tehlikelerden bahsedenlere: -Mustafa Kemaller yirmi yaşındadır! demişti. Her gençte kendini görürdü. (Falih Rıfkı Atay, Babanız Atatürk, Pozitif Yayınları,2011,s.138-139)
  • Yanıtla
  • 4
  • 2
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları