Özellikle sosyal medyanın kullanım sıklığına bakıldığında, insanların sürekli salgın hakkında doğru yanlış birçok bilgiye maruz kaldığını görebiliyoruz. Konu hakkında paylaşılan görseller ve yazılan yazılar insanlar üzerinde yüksek düzeyde stres, korku, panik ve endişe uyandırırken; fobiler, uyku problemleri, beslenme sorunları ve obsesif düşünceler gibi rahatsızlıkların artmasına sebep oldu. Böylece kalabalık ortamlara girmekten kaçınma, toplu taşımaları kullanmaya korkma ve işine odaklanamama gibi davranışlar gün geçtikçe, ileri boyutlara varmaya başladı. Hatta işini evden takip edebilenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Mümkün olduğunca evden çıkmamaya gayret gösteriliyor. Sonuç olarak insanlar günlük rutinlerini sürdürmekte zorlanıyor ve bu durum her gün daha da artarak devam edecek gibi gözüküyor. Hem sosyal, hem eğitim hem de iş hayatı gittikçe zorlaşıyor. Bir yandan bir kesim de bunlara aldırmadan yaşamına kaldığı yerden devam ediyor. Peki hangisi doğru? Gerçekten hayatımıza bu kadar kısıtlamalar getirmemiz psikolojimizi olumsuz etkiler mi? Paniğe kapılmalı mıyız? Sakin mi olmalıyız? Olumlu tarafından bakacak olursak bu kadar kaygı ve korku bizleri virüs hakkında daha çok bilgi edinmemize, dolayısıyla önlem alma ve kendimizi koruma yollarını araştırmamıza yöneltiyor. Fakat en çok korkutan şeylerden biri de belirsizlik. Virüsün henüz bir tedavisinin bulunamaması ve bu nedenle her gün birçok ülkede ölümlerin arttığını duyuyor olmamız, ve ülkemizde görülmüş olması ciddi anlamda ölüm korkusu oluşturuyor. Bunun önüne geçebilmemiz ve psikolojimizi koruyabilmemiz için salgına karşı farkındalığımızı arttırmamız gerekiyor.
  • Yanıtla
  • 0
  • 0
  • Embed Kopyala

Günün En Popüler Başlıkları