Zehirli Bir Evde Yaşayarak Öğrendiğimiz Şeyler
    • Popüler
    • Tarihe Göre
    Vidiom
    Bu başlığa vidio eklemek için telefonundaki dio uygulamasından giriş yap!
      nekadarmukemmelsin
      insanlara kendi derdimi açmak konusunda hep çok utandım içime dönüp baktıkça affedemediğim çok şeyin olduğunu da biliyorum diğer herkes gibi. Kendi bedenim konusunda yaşadığım yaşamak istediğim her yolda duygularımın hiçe sayıldığı gerçekten hayallerindeki erkeklik kalıbına uyamadığım için ne yapsam hep geri teptiği için hep korkak daha kırılgan daha alıngan daha hassas olmayı daha kötü nasıl hissederim hislerimde nasıl kaybolurum ve kendimi nasıl cezalandırabilirim diye büyüdüm ben. Lisede hiçbir olaya karışamadım duygusal anlamda çok büyük şiddete uğradığım ve mutlaka şikayet etmem gerekip hakkımı aramak yerine babamdan korktuğum için bana yapılan hiçbir şeyin tek bir şeyin karşılığını bile veremedim ve göz yummak zorunda kaldım çünkü başka çarem yoktu. Sırf neden beni hedef aldıklarını ve benim daha da sorunlu olduğumu keşke doğmasaydı bir ezilmediği kalmıştı derler diye okul bile değiştirememiştim tam 4 yıl. bu hislerin aslında psikolojik bir rahatsızlık olduğundan habersiz şekilde büyüdüm hep sessiz ve karşılık vermeden büyümeyi seçtim bela olursam başlarını ağrıtırım diye korktum çünkü gerçekten kimseyi kendi derdimle üzmek istemedim. Hayatım hep babamdan korkmakla yolda yürüdüğümde kendimi güvende hissetmeyerek eve gitsem de bir yere ait değilmişim gibi bir hisle hatta sokaktaki insanların bakışlarından korkarak geçti sanki sokaktaki herkes bir utanç kaynağıymışım gibi bakıyor gibi gelirdi ve her yıl her yeni sınıfa başlamadan önce o kadar korktum ki tekrar bu kadar şiddet görmekten çok korktum çünkü yapayalnızdım ve bu o yaştaki akranlarımla tek başıma savaşmam mümkün değildi kimseyi daha fazla ne kendi derdimle ne de şahit olduklarımla sıkmak üzmek istemiyorum ama şu hayatta bana yapılmış olan en kötü şeyi dökmek istiyorum çünkü bu karakterimi kendi onurumu o kadar küçük düşürücü bir hareketti ki hele ki o yaştaki ergenlik çağındaki biri için o kadar değersiz hissettirmişti ki kimseye anlatamadım. Daha lisedeydim ailem bir günlüğüne bir yere gitmişlerdi ogün ben evde sadece bir gün yalnız kaldım odamın tam karşısında dibimizde yeni yapılan bir binanın inşaası sürüyordu ve tam pencereme değil ama balkonunda ileriye doğru oturan bir bekçi vardı ve yaşı gerçekten midem bulanacak kadar çok yaşlıydı. bu kalbimi o kadar kötü yaraladı ki babamlar ertesi gün geldiğinde hiç ilgisi olmamasına rağmen perdemin neden açık olduğu konusunda bağırmaya başladı sanki o adamla kasıtlı ilgim varmış gibisinden ki odam karanlık olduğu ve ışık alması için açıyordum sadece ama inanmadı ve o adama işaret mi gönderiyorum gibisinden konuştu oturdu ve adamı odamdaki sandalyeden uzunca bir süre boyunca izledi gözetledi benimle gerçekten ilgisi var mı diye bu konuda çok ciddiydi bunu o gün hak etmediğimi hissettim ve o gün geçtiğinde bunu yıllar geçse de asla affedemeyeceğimi de anladım. bu yazdıklarım için gerçekten çok özür dilerim kendimi ifade edemediysem de özür dilerim kendim için de özür dilerim çok özür dilerim sadece.
        palmiye
        Baskıcı bir ailede yetiştim. Kontrolcü sinirli disiplinli ve gürültücü bir baba. Sekizinci sınıfın sonunda "maddi manevi kendi ayaklarının üzerinde duracaksın" diye söz verdim kendime. Sırf bu sözümü tutmak için ne çocukluğumu ne ergenligimi ve hali hazırda gençliğimi yaşayamıyorum. Sonuç; kendime verdiğim sözü kısmen tuttum.
          disi.ejderya
          O evde yaşayamadım. 15 yasinda atıldım hayata ama yağmurdan kaçarken doluya tutuldum...
            badideasensei2
            Benim ailem dışarıdan bakıldığında fazlası ile çağdaş, çocuklarını kısıtlamayan, hatta çoğu konuda onlardan haberdar olan insanlar olarak gözükürler. Belki de öyleler ve şükretmeliyim çünkü şükret diyorlar daha kötüleri de var. Annem bir çocuk gelin ve şiddet gördü hep, bizim önümüzde de az dayak yemedi. Hep derim aile içi şiddet zincirleme devam eder. Bizde de böyleydi. Büyükbabam ve babam çok döverdi annemi haksız yere hep.Annem de bizi. Annem istese her şeyi yapar kurtarırdı kendisini. Siz hiç annenizden vazgeçtiniz mi? Ben bunu başardım. Beni bundan daha fazla hiçbir şey üzemez. Sonra ne oldu? Biz annemize git diyelim o onu döven, ölümden döndüren ve aldatan babama geri döndü. Çok seviyormuş. Tmm dedim eyvallah her şeye sevin kabulleniyorsan sev bana ne. İlgilendirmiyorlar artık beni. Babam geçen bana orospu muamelesi yaptı 😂 umurumda mı değil. Kimsenin haddine de değil benim namusuma dil uzatmak. O dil uzattı diye de namussuz olmuyorum benim başım hep dik. Hep iyi evlat olmaya, okulda, toplumda, hep sevilen çocuk olmaya çalıştım. Şimdi uğraşmıyorum benim hayatım ve ben yaşayacağım. Son bir iki yıldır kendi kararlarımı alıyorum hep, bana ne olursa olsun sizi ilgilendirmez ileride isterseniz silin dedim. Ben de bilirdim arkadaşlarım gibi olmayı. Ama olmadım çünkü bu değilim. Ben kendime hesap verebilecek şekilde yaşamak istiyorum hep.
              abdes_terligi
              okudukça üzüldüm arkadaşlar, başınız sağolsun. Ben gerçekten şanslıymışım, şiddetsiz ve gökkuşağı dolu bir çocukluk geçirmedim ama en azından ailem kendilerini düzelttiler ve daha iyi davranmaya başladılar, benim de psikolojim düzeldi.
                samyeli90
                Babamla hiç güzel hatıram yoktur varsa bile hatırlamıyorum sadece şidret hem sözlü hemde fiziki geliyor aklıma 15 sene boyunca çektim bunu sonra öldü gram ağlamadım baba lafı geçince yüreğim sızlar ama onu sevdiğimden değil iyi bir baba olamamasında yaşayamadıklarımızdan dolayı sevmiyorum o da beni sevmezdi yıllarda üstümüzde baskı kurmaktan bizi bastırmaktan başka bir şey yapmadı 10 yaşımdan sonra sokakda şort giymemi yasakladı 13 14 yaşında ilk aşkımı yaşadığım dönemlerde aşk da neymiş diye dayak yedim kapının önüne atıldım sonra arkadaşıma sığındığım için tekrar dayak yedim niye gidiyorsun diye 6 da ondan önce evde olmak zorundaydım evin kızıydım ona göre davranacaktım yapacaktım beni o günler için yapmışlar ben mi dedim beni yapın diye ben istiyormuyum bakalım öyle işte
                  maresalizm
                  ben de panzehiri olmayan bir evde yaşadım. annem tarafından bir kız çocuğu annesine nasıl sığınırsa ben sığınamadım. yalnız başıma kaldım. annemin oklava ile vurduğu anları, beni dışarıya atmasını, ankara ayazında üzerime soğuk su tutmasını, akşamları yemek vermemesini, benim odam olduğu halde odamda değil de dışkapının önünde tir tir titreyerek oturtması ve her babam üzerine neden bunu yapıyorsun dediğinde okusun diye uğraşıyorum cevabını vermesini unutamadım. zamanla annemin yaptıları beni umursamazlığa sürükledi, verdiği cezaları koşa koşa yapmaya başladım. ki o zaman kendi yıkıntımın altında olduğumu fark edemedim, fark ettiğimde ise her şey çok değişmişti. geriye kolları façalarla dolu, kendisine hakaret ettiğinde gülen, ağlarken sadece gözünden göz yaşı akmasından başka birşey olmayan, yüreği şişmeyen, bir erkek çocuğundan daha beter kavgalara giren, hayatı sorgulamayı bırakmış, nefesleri ciğerlerine batan ve ( ki en acısı da bu bence) 4 kez intihara kalkışmış biri kalmıştı. kapkaranlıktaydım anladığınız üzere. benim bir şansım vardı ama. babam. hiçbir şeyime kızmadan, yaralarımı hafifçe sardı, neden diye sormadan, hem de sadece başımı bir kez okşamak gibi kolay davranışlarla. evet belki bana annen seni seviyor ama gösteremiyor yalanını çok kullandı ama bu yalan bile beni bir yerlere kadar götürdü, en azından uçurum kenarından çekti aldı. şimdilerde ise o hallerime gülüyorum. eski mareşale. şiirler yazmaya başladım. çok güzel şiir yazıyorum. birisi bana elini uzattığında hemen kollarımı kaldırıp kendimi korumaya çalışırdım, o kalmadı artık. ben de o kişiye elimi uzatıyorum, içten gülüyorum, neden diye sormuyorum artık kendime, barıştım her şey ile. annem ne oldu derseniz, o kısım bende hep bir kanser olarak kaldı. evet belki geçti ama geceleri bazen yastığa sarılıp ağlamama engel olamadığım taraf o taraf bende. o da geçecek. daha 14 yaşındayım, lise 9 sınıfım, 10'a geçeceğim, daha sınava girip iş hayatına atılmak, mutlu mesut bir yaşama başlamak için çok geç değil, aksine erken. iyileştirin kendinizi Vanilya çiçeklerim. Hepimiz hayatı güllük gülstanlık yaşamıyoruz ama hayattan kendinizi öldürecek kadar vazgeçmeyin. bir işiniz olsun. 1-2 gönül dostunuz olsun. bacanız tütsün. varsın diğerleri olmasın. babanız sizi silmişse yapacağınız birşey yok, özgüveninizi kazanın tekrardan, ben deyin, narsistlikle alakası yok bunun, asla da olamaz, ama kendinizi sevin. kalın sağlıcakla.
                    pazartesi
                    Sevgi diye bir şey yoktur.
                    /
                    0

                    Tarihe Göre

                    İçerik bulunamadı.