46
23.12.2020
Türkçemiz Kuşatma Altında!
    • Seçmece
    • Popüler
    • Tarihe Göre
      the-pretty-reckless
      En güzel, doğru Türkçenin, yaygın bir iletişim aracı olan televizyon kanallarından halkımıza sunulması gerekirken dilimizin tam anlamıyla linç edildiğine tanık oluyoruz. Hemen her yerli dizide, sanatçıları yöresel dilde konuşturmak yaygın hâle gelmiş durumda. Diziler bu konuda âdeta yarışıyorlar. Anadolu halkının kendi şivesiyle konuşması doğal ama gerekli ve doğru olan halkımızın iletişim araçlarıyla doğru ve güzel Türkçeye özendirilmesi değil midir? Bu modaya ne yazık ki reklam şirketlerimizle, reklam ajansları da uyuyor. Yöresel reklam dilinin yanı sıra, şimdilerde İngilizce, İtalyanca hatta Portekizce reklamlar boy gösteriyor TV kanallarında. Reklamı yapan kız Portekizce konuşurken Türkçesi altyazıdan veriliyor. Neymiş, kahvenin vatanı Brezilya imiş, orada Portekizce konuşulurmuş. (…) Sözün özü: Dilimizden utanmayalım. Bir ulusu ulus yapan temel ögenin dil olduğunu, ulusu parçalamaya götüren yolun da önce “kültür ve dil”in yozlaşmasından başladığını unutmayalım!
        busrawasheree
        sübhanallah bunu açan Ali Efe
          amakafamiznasiguzel1
          A-AAA-Ali Efe? tövbe bismillah ben şok.
            redblack
            Kopyala yapıştır icat oldu mertlik bozuldu.
              muzlu-pasta
              Kuşatma altında değil direk feth edildi
                karolunita
                ablacım iyi misin, ateşin falan mı var?
                  fuzbing
                  bu haber çok eski ama ?
                  http://www.artvinpost.com/m/haber/-turkecmiz-isgal-altinda!.html
                  http://www.artvinpost.com/m/haber/-turkecmiz-isgal-altinda!.html
                    fuzbing
                    Bu makale gerçekten günümüzde çok önemli bir yaraya parmak basıyor. Artvin’in yakından tanıdığı, Bir çok kanalda toplumsal mesajlar içeren programlar yapan, Artvin’de yaşanan doğa katliamlarını, özellikle Ç.E.P ile ilgili çok ciddi çalışmalar yaparak Kusursuz Enerji Planı kitabını yazan Mazlum Çoruh, doğanın yanında dilimizin de nasıl kirletildiğini anlatan bir yazıyı Artvin Halkı ile paylaştı. Bu makale gerçekten günümüzde çok önemli bir yaraya parmak basıyor. Herkesim okuyup, okumayanlara okutması, okuduğunu da tanıdıklarına anlatarak hatırlatma yapması bir yurttaşlık görevi haline gelmiştir. Artvin Post olarak Çoruh’un, Deniz Banoğlu’nun makalesini okuyup, mutlaka herkesin okuması gerektiğine inanarak gönderdiği bu önemli yazıyı sizlerle paylaşıyoruz. Ülkenin işgaline karşı vatan savaşı veriyoruz. - Oysa kafalar işgale böyle alıştırılıyor. Her toplumsal konuya olduğu gibi, Türk diline de duyarlı olan Mustafa Kemal Atatürk, “Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyerek dil devrimi de yaptı, Ama devrim yıkıcıları bu konuda da iş başında.. Yurdum insanı ...trene bakar gibi bakıyor.. Ne Te Ve (NTV) oldu en ti vi... Ha Se Be Ce (HSBC) E cys Bi Si oluyor... Taksim, Taxim, Börek Center, Boncuk Center, Chicken... Türkçemiz işgal altında güzel, doğru Türkçenin, yaygın bir iletişim aracı olan TV kanallarından halkımıza sunulması gerekirken, TV’lerde en acımasız biçimde linç edilişine tanık oluyoruz Okul eğitiminde başlatılan İngilizce ile daha çocuk yaşta beyinler “bir yabancı dilde düşünmeye” yönlendirilirken (son dönemlerde bir de Arapça çıktı, ama konumuz şimdilik İngilizce), sözün kısası, Türk dilinde, henüz bu sorunlar aşılamamışken, TV kanalları, sokak tabelaları, gazeteler, reklamlar, konut yerleşkeleri, tatil ören yerleri “İngilizce ad”lardan geçilmez oldu. DEĞİŞEN ALFABE’MİZ Öyle bir duruma geldik ki, alfabeyi bile değiştirdik, harfleri İngilizce telaffuzu ile okumaya başladık: Ne Te Ve (NTV) oldu en ti vi... Ha Se Be Ce (HSBC) E cys Bi Si oluyor... Taksim, Taxim diye yazılıyor, Flaş TV yerine Flash deniyor. Günlük dilimizden hoşça kal, güle güle, günaydın gibi güzelim sözcükler kovularak yerine ya İngilizce ya da Osmanlıca özentileri geçiriliyor... Bunlarla kalınsa iyi, başka hiçbir dilde görülmeyen bir buluşla (!) harflerin İngilizce yazılışıyla, müthiş bir yaratıcılık örnekleniyor (Dönerji, eskiji gibi). Türkçe sözcükler, İngilizce sözcüklerle takıma sokularak zenginleştiriliyor (!): Börek Center, Boncuk Center, Mudurnu Chicken, Hamburgere inat açılan simit evleri için Simit Land deniyor... “Geleneksel” (Türkçe) sözcüğünün hemen altına Fast Food (İngilizce) ekleniyor. Yani Türkçesi, “Geleneksel Hızlı Yemek” olacak yerde, Türkilizce uydurması ile “Geleneksel Fast Food” diye bir ucube ortaya çıkıyor. TÜRKÇE ÜNLEMLERE İNGİLİZCE YAZIM Ayaküstü lokantaya yakıştırılan “Şip Şak” gibi güzel bir Türkçe ad, ne hikmetse uydurma bir İngilizceyle Ship Shak diye yazılabiliyor. Kulelerin adı Tower, alışveriş merkezleri
                      fuzbing
                      Shoping Center, ayakkabı mağazaları Shoe Center oluyor. Bununla da yetinilmiyor... Açılan hemen her alışveriş mağazasına, lokantaya, kahvehanelere işyerlerine İngilizce adlar veriliyor... Elinizde bir broşür; “why- be” (vay be yerine) sunulan ürünün sloganı da şöyle: move your life!. Bu paket servisi yapan lokantanın sunduğu yemeklerse sanmayın ki İngiliz ya da bir yabancı mutfağının ürünleri, hepsi Türk mutfağından.. Neymiş; “why-be” okunduğu zaman, hem İngilizce hem Türkçe’de anlamı olan evrensel bir sözcük yaratılıyormuş... Sonra Fish Point, sonra Çalıkuşu adı tutulmadığı için Colombus Cafe, sonra adı 40 yıldır Güneş olan lokanta, mitolojiden esinlenerek, Poseidon’a dönüşüyor. Bir de bakıyorsunuz, Bizans döneminde Konstantinople’den değişe değişe günümüze İstanbul diye gelen güzelim kentimizin adı, New İstanbul ya da The İstanbul oluvermiş... New İstanbul, yeni bir konut yerleşkesinin, The İstanbul’sa Swiss Otel’in Boğaz’da demirlemiş olan lokanta-gemisinin adı. TELEVİZYONLARIN İŞLEVİ Şelale Premium Residence Ümraniye’de yeni kurulmakta olan bir sitenin adı... Maslak’ta gökleri deleceği varsayılan yeni siteye de New York Mannhattan’dan özenti olarak “MASHATTAN” adı verildi. Yok artık! dediğinizi işitiyorum ama var artık. Dahası artık böyle... En güzel, doğru Türkçenin, yaygın bir iletişim aracı olan TV kanallarından halkımıza sunulması gerekirken, TV’lerde en acımasız biçimde linç edilişine tanık oluyoruz. Şimdilerde İngilizce, İtalyanca, hatta Portekizce reklamlar boy gösteriyor TV kanallarında... Yeni ürün Kafela bunun en güzel örneği... Reklamı yapan kız Portekizce konuşurken, Türkçesi altyazıdan veriliyor. Neymiş, kahvenin vatanı, Brezilya imiş, orada Portekizce konuşulurmuş. Orası için burada bile Portekizce, burası için burada yine Portekizce... Hakan Plastik adlı bir Türk şirketi, Türk çayı içen kafaları kasklı Türk işçilerine bozuk bir İngilizce’yle, ürünün reklamını yaptırıyor. Reklamın sonunda Amarikanvari bir deyişle, “kiss you” diyen işçi Türk çayını yudumluyor. Ve reklamdaki ürün Türkiye’nin gururu diye sunuluyor (!). Biz gülüp geçiyoruz... Ülkenin işgaline karşı vatan savaşı veriyoruz. Oysa kafalar işgale böyle alıştırılıyor. Her toplumsal konuya olduğu gibi, Türk diline de duyarlı olan Mustafa Kemal Atatürk, “Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyerek dil devrimi de yaptı, ama devrim yıkıcıları bu konuda da iş başında...
                      https://www.aydinlik.com.tr/kultur-sanat/2017-mart/turkcemiz-isgal-altinda
                      https://www.aydinlik.com.tr/kultur-sanat/2017-mart/turkcemiz-isgal-altinda
                      HABER: SAMİ ÖZÇELİK
                        dr.rock
                        Salın şu insanları salın, hele sanat ürünlerini tümden salın
                          cinayetvaraga
                          başımıza taş yağacak.
                          /
                          0

                          Tarihe Göre

                          İçerik bulunamadı.