Sırf Kendinizi Ağlatmak İçin İzlediğiniz Filmler
    • Popüler
    • Tarihe Göre
    Vidiom
    Bu başlığa vidio eklemek için telefonundaki dio uygulamasından giriş yap!
      gulfemkaya
      Bence hepimizin izlediği bu tarzda filmler vardır. Bazen insan deli gibi doluyor ama bir türlü ağlayamıyor. Bu noktada da ağlamaktan ciğerlerimizi söken filmler devreye giriyor. Ben genelde aşk dramları izlemeyi seviyorum bu noktada. Kavuşamayan, acı çeken çiftler karşısında onlarla birlikte oturup ben de ağlıyorum deli gibi. Netflixe yeni mi geldi bilmiyorum ama ben yeni gördüm. Five Feet Apart diye bir film. Kendisi karşısında bugün bolca gözyaşı döktüm. Bazen senaryolar klişeleşse bile durum karşısında kayıtsız kalamadığınız için üzülürsünüz ya tam o modda bir film bence. Sizin, böyle sırf ağlayayım diye başına oturduğunuz filmler neler? Bu başlık altında toplayalım da bizim için de minik bir arşiv olsun
        merivella
        Beni bir tek İran filmleri ağlatabiliyor bu üç filmde de baya ağlamıştım i
          kania_
          Ben genellikle kendimi ağlatmak için müzik dinlerim
            vogelfrei
            YEŞİL YOL
              veritas-vos-liberabit
              Babam ve Oğlum Her duygusal film insanı ağlatır ama başka hiçbir film hıçkırtarak ağlatamaz
                samyeli90
                Aslında benim durumum şu en ufak duygusallık olsa ağlarım ama hüngür hüngür ağladığım iki film var Babam ve Oğlum ve Annem bu ikisine çok ağmıştım normalde duygusalım napım
                  madwoman13
                  Net Delibal.Film ağlatmak için çekilmiş resmen.
                    lilimili
                    Titanic izlerdim o da ağlatmıyor artık. Her Çocuk Özeldir olabilir.
                      lucifer48
                      BU FİLMİ İZLEYİN. FİLMİ İZLEYİP AĞLAMAYAN YOK. GERÇEK BİR OLAYIN FİLME ÇEKİLMİŞ GERÇEĞİN FİLMİDİR. BENİ AĞLATAN TEK FİLM Hüzünlü bir hikaye: SADIK KÖPEK HACHİKO Bu yazımızda sizlere Japonlar tarafından çok sevilen ve akıllara geldikçe hüzünle anılan sevimli köpek Hachiko’nun hikayesini anlatacağım. Belki bu hikayeyi bilenleriniz olabilir ama bir kere de buradan okuyup Hachiko’yu anmadan olmaz! 🙂 Yıllardan 1925, Tokyo Üniversitesi’nde görev yapan Profesör Dr. Hidesabura Ueno beyaz, safkan akita cinsi bir köpek yavrusu edindi. Profesör bu erkek köpek yavrusuna ‘sekiz tane’ anlamına gelen ‘Hachiko’ ismini verdi. Profesör her sabah üniversiteye gitmek için evinden çıkar ve Shibuya istasyonuna kadar minik köpeği Hachiko ile birlikte yürürdü. Profesörü istasyondan uğurlayan Hachiko; o dönene kadar mahallede dolaşır, saat tam üçe geldiğinde profesörü karşılamak için tekrar istasyonun önüne giderdi. Hachiko, her gün bu şekilde profesörü karşılamayı alışkanlık haline getirmişti. Bir gün, profesör üniversitede kalp krizi geçirdi. Ve… Hayatını kaybetti. Hachiko her zamanki gibi o gün de profesörün dönüşünü bekliyordu. Uzun süre bekledi. Bekledi… bekledi… Ancak o gün profesör gelmedi. Bir süre sonra Hachiko da uzaklaşmıştı ancak vazgeçmiş değildi. Ertesi gün yine saat üçü gösterdiğinde yerini almıştı. Bekliyordu, ancak profesör o gün de gelmedi. Ertesi gün de… ve daha ertesi günlerde de… Hachiko beklemeye devam ederken, onu tanıyan istasyon müdürü ve mahalle esnafı da ona yiyecek bir şeyler verdiler. Her gün saat üçte istasyonun önünde beklemeye devam eden Hachiko’nun hikayesi bir süre sonra tüm Japonya’da duyuldu. İnsanlar Hachiko’yu görmek, sevmek ve ona yiyecek vermek için Shibuya’ya akın ettiler. Hachiko’nun ölümü: sadik-kopek-hachiko Aradan yaklaşık 10 yıl geçti. Yıllardan 1934, Hachiko yine Shibuya istasyonu önünde, her zamanki yerinde bekliyordu. Ancak o gün, beklediği son gün oldu. Hachiko’nun ölümü tüm Japonya’da, gazete manşetlerinde yayıldı. Ülkede bir gün yas ilan edilirken halkın bağışları ile Shibuya istasyonu önüne bronzdan bir Hachiko heykeli dikildi. Heykel, Hachiko hayranları tarafından sık sık ziyaret edildi. Ayrıca Hachiko’nun bedenin içi doldurulup 1935 yılından itibaren Tokyo Ulusal Bilimler Müzesi’nde sergilenmeye başlandı. Müzedeki doldurulmuş Hachiko: sadık köpek hachiko Ancak Hachiko’nun hikayesi burada sona ermiyordu. Ülke İkinci Dünya Savaşına girmişti. Savaşın en çetin zamanlarıydı ve Japon ordusunun cephane üretmek için en küçük metal parçasına dahi ihtiyacı vardı. Çatal, kaşık takımları bile toplanırken Hachiko heykeline tolerans gösteremezlerdi. Böylece Hachiko vatanı uğruna cephane olmak üzere götürüldü. Shibuya’daki Hachiko heykeli: sadık köpek hachiko Yıllardan 1948, savaş bitmişti ve ülke toparlanmaya başlamıştı. Elbette Japonların gönlünde yer etmiş olan vefakar köpek Hachiko unutulmamıştı. Shibuya istasyonun önüne yeniden bir Hachiko heykeli dikildi. İşte o günlerden be
                      https://youtu.be/BZFTmonR4rY
                      https://youtu.be/BZFTmonR4rY
                        sedans
                        Kendimi ağlatmak için bir filme ihtiyacım yok.
                          mrsnl33
                          Kendi hayatımın filmine,ağlıyorum bazen.
                          /
                          0

                          Tarihe Göre

                          İçerik bulunamadı.