3
20.6.2020
Osmanlı Astrologları
  • Favorilere Ekle
  • Başlığı Paylaş
  • Embed Kopyala
  • Seçmece
  • Popüler
  • Tarihe Göre
Eski dönemlerde müneccimlik bir bilim dalı olarak kabul ediliyordu. Osmanlılar buna ilm-i nücum diyorlardı. Müneccim kelimesi, “necm”:“yıldız” kelimesinden türetilmiş olup, “yıldızlarla ilgilenen kimse” demektir. “ilm-i nücum” ise “yıldız bilimi” demektir. Gök bilimi olan “astroloji” ile yakından ilgilidir. Müneccimler, kahin ve falcıların aksine bilimsel bir çalışma yaptıklarını düşünürlerdi. Yıldızların Allah tarafından şifreli bir şekilde konumlarına yerleştirildiğini, bu yüzden yıldızların ve gezegenlerin insan hayatında ki önemli tarihleri sakladığına inanırlardı. En önemli görevleri takvim hazırlamak ve eşref saat (saat-i muhtar) belirlemektir. Hazırlanan takvim iki kısımdan oluşurdu. Birincisi bugün kullandığımız günleri ve ayları gösteren takvimdir. On iki ay, günler, mevsimler ve bazı önemli tarihleri içeren cetveller bulunduğundan buna rakam takvimi denilmiştir. Takvimin ikinci kısmı “ahkam takvimi” olarak adlandırılır ve o yıl içerisinde gerçekleşeceği düşünülen olaylar yazılırdı. Ayrıca o yıl yapılması uygun olan veya olmayan, kaçınılması gereken davranışlar da belirtilirdi. Hazırladığı ahkam takvimi ile IV.Murat’ın öleceğini tahmin eden Müneccim Hüseyin Efendi zamanında büyük şöhrete ulaşmıştır. Tesadüfen 1640 yılı için hazırladığı takvimde IV.Murat’ın o yıl öleceğini söylemiştir. Şubat 1640’ta padişah ölünce “geleceği bilen adam” olarak ciddi bir saygınlık kazanmıştır. Saray müneccimbaşı olur, Sultan İbrahim döneminde de müneccimliğe devam eder. Papaz her zaman pilav yemez tabi 1648 yılında yaptığı takvimde Sultan İbrahim’in uzun yıllar saltanat süreceğini söyler ama o yıl padişah hayatını kaybeder. Eşref saat ise bir işin hayırlı ya da istenen şekilde sonuçlanması için başlanılması en uygun saattir. Sefer, savaş, tahta çıkma, sadrazamlara mühür verilmesi, düğün gibi olayların başlangıcı için eşref saat belirlenirdi. Bir örnek verirsek: sadrazam yapılan Şahin Ali Paşa’ya mühür verilmesi için müneccimbaşı ve yardımcısı tarafından iki farklı eşref saat tespit edilmişti. Padişah da kendisince uygun gördüğü bir saati seçmiştir (1785). Bir başka örnek ise 1791 yılında Ratib Efendi Viyana’ya elçi olarak atanır. Müneccimden aldığı eşref saat önerisine göre tayininin bir gün sonra yapılmasını ister. Padişah da isteğini kabul eder. Ancak o bir gün içerisinde elçi olarak bir başkası aynı gün tayin edilir, Ratib Efendi açıkta kalır. Bu olaydan üç sene sonra III. Selim aynı makamı tekrar Ratib Efendi’ye teklif eder. Ratib Efendi bu sefer müneccime sormadan kabul eder. Müneccimlerin çalışmaları için gözlemevleri kurulmuştur. Buralarda astrolojik gözlemler yaparak takvimler hazırlanırdı. İzlemek isterseniz https://www.youtube.com/watch?v=mIbS13MW9G4
Okumak isterseniz https://tekinkayahan.wordpress.com/2020/06/20/osmanli-astrologlari-muneccimler/
  • Yanıtla
  • 2
  • 0
  • Favorilere Ekle
  • Embed Kopyala
Araştırma yapan, gözlemleyen. üzerinde mesai harcayan bu kimselerden neden yok artık. herkes bir düşünsün. Umarım tekrar sayıları artar ve Türk dünyası adına bilime damga vurmaya devam ederler.
  • Yanıtla
  • 1
  • 0
  • Favorilere Ekle
  • Embed Kopyala
/
0
yeni dio gir..

Tarihe Göre

İçerik bulunamadı.