116
27.7.2020
Kurban Kesilmesi Hakkındaki Düşünceleriniz
  • Favorilere Ekle
  • Başlığı Paylaş
  • Embed Kopyala
  • Seçmece
  • Popüler
  • Tarihe Göre
Hayatımda olmak istediğim şeylerden biri vejetaryen olmak. Ancak beceremiyorum ve çok zor olduğunu da kabul ediyorum. Kurban dini bir gelenek elbette ve pek çok Müslüman inançları gereği bunu yapıyor keza benim ailem de. Ancak bir yerde kurban kesimi yapmıyoruz, etini bile görmüyoruz. Bahsetmek istediğim bu, ortaklık kan gölüne dönüyor pek çok hayvana eziyet ediliyor. Bir dini inanç gereği olduğunu biliyorum ama sevemiyorum.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Sadece katliam, gercek amacina ulasamayan bir eylem, bir cok insan icin ise gosteris.
22 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bu bayram aslında çok güzel bir amaca hizmet ediyor, imkan sahibi olmayan insanların da faydalanabilmesi, paylaşmayı öğrenmek, empati yapmak için. Amaa her şey gibi tabii bunu da çok yanlış yaşıyoruz, sokaklar kan gölüne dönüyor, millet bir ay öncesinden kendi yiyeceği etler için derin dondurucular satın alıyor. Sorsanız Allah kabul etsin derler, ben afiyet olsun diyorum.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
İslamla beraber ortaya cikmis bir sey degildir, pagan kulturunde, hatta gök tanri dininde de mevcuttu. Asıl amacında yapilsa guzel bir sey bence ama ertesi sene "bu gecen seneki kurbandan kalma et" diye cikarip yiyenler var malesef ki. Fakir fukaranin bogazina iki lokma et girsin diye yapilir. Diyeceksiniz ki e kasapta 365 gün et var oradan al ver, lakin bunun sevap pointi daha fazla. Ben şahsen Mehmetçik Vakfina veya Kizilaya bagisladim hep.
3 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Kurban bize Allah 'ın emrettiği şeydir. Katliam fln değildir gereksiz duyar kasmaya kaç asırlık gelenege gelip de burada yenilikcilk laiklik taslamaya gerek yok 😌(laiklik dine karşı gelmek de değil de neyse) Kurban bayramı asıl yardımlaşmak, paylaşmaktır. Çünkü aramızda et alamayanlar var. Karnını doyuramayanlar var. Neredeyse hiç böyle şeyler yiyemeyenler var ve bu bahaneyle onlara yiyecek verilir herkesin karnı doyaar. Sen mutlu ben mutlu ne varmış kurban bayramında?? Hem tanıdıklarımızla bir araya getirir bizi. Hem o hayvanların kesilirken canı acımıyor insanlar keserken onları da düşünüyor. Evet ben de istemem 1 saat önce otla karnını doyurdugum keçinin şimdi etini yemeyi çok üzülürdüm ama Allah 'ın emri işte napalim. O zaman tavuk da yemeyin hiçbir hayvan kesilmesin et de yemeyin???
4 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Amacına doğru şekilde yaptığında, gayet güzel bir durum.. Et yiyemeyenler için en azından yılın belirli dönemlerinde faydalı oluyor. Lakin artık dediğiniz gibi devir o kadar değişti ki.. İnsanlar kurban etlerini, yardıma muhtaç insanlara dağıtmak yerine dolaplarına dolduruyor. Kurban kesmenin amacı asla bu değildir.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bir toplululuk içerisinden çıkan yanlış eylem ve söylemleri o topluluğa mâl etmek yanlıştır. Amacı ve niyeti gözetilerek yapılmayan her ibadet zaten boştur. O sebeple dünya üzerinde et yemenin lüks ve zenginlik göstergesi olduğu bir düzende amacına uyularak yapılan her kurban ibadetini Allah kabul etsin.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Hac Suresi’nde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz; ama sizin takvanız Allah’a ulaşır.” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.Hac Suresi’nde Allah (cc): “Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah’a ulaşmaz; ama sizin takvanız Allah’a ulaşır.” (22/37) buyuruyor. Buna göre, kurban kesmenin asıl amacının Allah’ın emrini yerine getirmek, böylece takvalı olduğunu göstermek olduğu anlaşılır. Bunun anlamı, Allah isterse en değerli malımızı dahi O’nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Hz. İbrahim’in İsmail’i kurban etmeye karar vermesi gibi, gerekirse bizim de canımızı dahi kurban edebileceğimizi göstermektir. Bir bakıma da kurban malperestlik duygusunu kırmak, Allah’ın rızası karşısında her şeyimizden geçebileceğimizi göstermek anlamına gelir.
1 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
İslâm âlemi kurban bayramı ve hac ibâdetinin manevî atmosferi içinde dinî tefekkür ve heyecanın yüce ufuklarına kanat açıyor.. Şiddet kayıtsız ve sınırsız olarak mahkûm edilemez; bir milletin maddî ve manevî değerlerine göz diken ve saldıran düşmana karşı şiddetin adı cihaddır, meşrû savaştır, bu savaşta ölenlere şehid, kalanlara gâzî denir. Tartışılan şiddet içeriye ve dışarıya, kendi insanlarına veya başka insanlara yönelik "haksız, hukuksuz" şiddettir. Av yaparak veya belli usûller ile öldürerek hayvanların etinden ve başka parçalarından yararlanmak insanlık kadar eskidir, bütün ilâhî dinlerde meşrûdur ve ahlâka da aykırı değildir. Eğer insan dışındaki canlılar; gerektiği, insanlar buna ihtiyaç duydukları halde öldürülmeyecekse ne tarımcılık yapılabilir hattâ ne de -gözle görülmeyen canlılara basıp öldürme ihtimâli bulunduğu için- kırda bayırda yürünebilir. Merhamet adına söylenebilecek şey, hayvanların gereksiz yere öldürülmemesi ve gerektiği için öldürülecek hayvana eziyet edilmemesidir. Kurban kesmekle insandaki şiddet eğilimi arasında kurulan ilişkiler, kurban keserek şiddet arzusunu tatmin eden insanın başka canlılara ve insana yönelik şiddet eğiliminin azalacağı gibi düşünceler, ilmî verilere dayanmamaktadır. Şiddeti azaltacak şey sevgidir, merhamettir, özellikle bütün yaratıkların sahibi ve yaratıcısı olan Allah sevgisidir, O'nun merhametinden yansımalara sahip olmaktır; bunlar da sağlıklı bir din ve ahlâk eğitimi ile elde edilir.
1 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Her şeyden önce, bu çözümlemelerde insanın iç dünyası tamamen es geçilerek ‘elinden çıkan’ı hangi niyetle yapıyor olduğu gözardı edilmektedir. Ve bu sayede, neredeyse, ‘kurban etmek’ ile ‘öldürmek’ aynı kefeye konmaktadır. Yine, Müslümanların ‘şiddet-eğilimli’ olduklarının ileri sürüldüğü bir bahiste zorunlu olarak değinilmesi gereken ‘öfke’ ve bu öfkenin nereye yöneldiği hususu üzerine genellikle tek bir satır olmaz bu analizlerde. Yani, Müslümanlar kendi dışlarında neye öfke duymakta da, şiddete yönelmekte ve bu duygularını tatmin için ‘hayvan öldürmek’teler? Veya, haydi zahirî açıdan bile baksak, kurban kesimi sırasında Müslümanlarda hakikaten bir öfke hâli mi (yoksa bir ibadet hâli mi) gözlenmektedir? Bunların üzerinde durulmaz. Çünkü, derin bir inançla, ‘davranış’tan yola çıkılarak ‘niyet’lerin kesinkes bilinebileceği kabul edilir. İnsanın iç dünyası, dışa vurduğu hareketlerine getirilen yorumlarla doldurulabilecek ‘boş bir sayfa’ gibi anlaşılır. Böyle olunca, insanın her davranışının standart bir şekilde tanımlanması ve her bir ‘standart davranış’ın ardına ‘standart bir niyet’in yapıştırılması da zor olmaz. ‘Kurban etme’yi ‘öldürme’ye indirgemek ve öldürmeyi ‘şiddet eğilimlilik’le irtibatlandırmak, işte bu kaba fikir yürütmenin bir neticesidir. ‘Kurban’ dendiğinde, bunlar tek-boyutlu, fakir ve cahilce bakışlar kuşkusuz. Sözü edilenin, bir hayvan kesme değil ibadet olduğunu, Rabbe yakınlaşmak için yapıldığını, varlığın değil, var etmenin ve Var Eden’in asıl olduğunu ima ettiğini algılayabilecek kapasiteden sonsuz derecede uzak bakışlar… Bu fakir ve cahil bakışın güç aldığı önemli bir nokta da, meseleyi ‘çevre sorunu’ bağlamında ele alması. ‘Vahşet’ derken vahşi sıfatı üzerinden ‘insan’a, ‘katliam’ derken de ‘çevre’ye yapılan vurgudan anlamaktayız bunu.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
İddianın nüvesi, karikatürize ederek ifade etmek gerekirse, “Siz (Müslümanlar) Allah’a ibadet edeceksiniz diye bu kadar hayvanı sokak aralarında öldürmeye (çevreyi tahrip etmeye) ne hakkınız var?” şeklinde özetlenebilir. Devam edilse, “Allah’a ibadet etmek istiyorsanız, namaz kılın veya deprem bölgesine yardım gönderin. Ne diye cana kıyıyorsunuz?” da denileceği çok muhtemeldir. Bu iddiada örtülü ama esas olarak bulunan kabul ise şudur: Bu eleştiriyi yapanlar, hayvanların öldürülmesine kızıyorlar kızmasına; ama daha çok, bunun Allah rızası için yapılıyor oluşuna kızıyorlar. Çünkü, Müslümanlar “Biz fakirleri doyurmak için bu hayvanları kesiyoruz” deseler, inanın, pek o kadar itiraz edilmeyecek. Hele bir de “Bu vatanda yemeğine et bulamayan vatandaşlarımız için kesiyoruz” dense, hepten yelkenlerin suya ineceği muhakkaktır! Bu tip kurban karşıtlarını niteleyecek en parlak sıfatın ‘nahiflik’ olduğunu düşünüyorum. O derece ki, insan, “Bu ülkede mezbahalarda olan biteni görmediği için hayvan kesilmediğini sanan birileri mi var?” yahut “Sofradaki et ile onun başlangıçta parçası olduğu kanlı canlı hayvan arasında bağlantı kurmak bu kadar mı zor?” diye kendisine sormadan edemiyor!
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Yani, sorun yapılan işin bir ‘işe yaraması’ ise, kesilen kurbanlıkların etleri heba oluyor değil. Hatta, yapılan bölüştürmeler sayesinde, normalde et yiyemeyen fakirler de et yiyebiliyorlar. Kurbana itiraz edenler, neden acaba kurbanın bu sosyal boyutunu görmezden geliyorlar? Bana kalırsa, meselenin psikolojik boyutu, esasında çok farklı bir düzlemde işliyor. Çoğu kurban karşıtının anlamakta ve kabul etmekte zorlandığı husus şu: Şu ülkedeki onca (yanlış yorumlanan) modernleşme çabasına rağmen, dahası bunca senedir kent hayatına geçilmesine rağmen, nasıl oluyor da ‘dinsel gelenekler’ hâlâ dipdiri kalabiliyor ve -onların algılayışlarına göre- bir ‘meydan okuma’ya dönüşebiliyor? Bitirildiği, altedildiği sanılan din (kurban ibadeti), nasıl oluyor da düzenli bir şekilde her yıl pıtrak gibi bir yerlerden çıkıp toplumsal yaşamda bu derece ‘görünür’ hâle geliyor ve bütün bir gündemi işgal edebiliyor? Kalıcılık için, ölümü unutmak ve unutturmak için imar edilen kentte, ölümü inkârını imkânsız kılacak şekilde hatırlatan bu ‘alenî uygulama’ nasıl bu kadar güçlü kalabiliyor? Başlarken söylenecek çok şey var demiştim, ama aslında yok. Hakikaten kolay değil bu durumu anlamak: “Sen bütün sene işçi ol, fabrikaya git; esnaf ol, dükkanına git; şoför ol, yollarda dolaş vs. Sonra senenin bir günü gelsin ve al eline bıçağı, Allah rızası için kurban kes, kan dök! Olacak iş mi? Senenin 364 günü maruz kaldığın modern kent yaşamı, sana hiç mi etki etmez be adam!” Bakalım bu seneki Kurban Bayramı nasıl geçecek? Bu yazıda söylenenleri hak edecek şekilde, bu ibadeti yerine getiren insanların huzuru mu kaçırılacak yine? İnşaallah böyle olmaz. Öte taraftan, kurban kesecek olanlar da, lütfen niye kurban kesiyor olduklarını düşünerek ve bilerek, hayvana en az eziyet verecek şekilde ve kesimden sonra temizlik şartlarına riayet etmek üzere kurbanlarını kessinler.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
- Dünya çapında kesilen kurbanlarla, diğer zamanlarda bir yılda kesilen hayvanların sayısını karşılaştıracak bir bilgiye sahip değiliz. - Ancak işin ehli olan bazı kimselerin bildirdiğine göre, “Türkiye’de Kurban Bayramı’nda 2.000.000'a yakın küçükbaş, 800.000'e yakın da büyükbaş hayvan kesilmektedir." Bunun normal kesime göre daha az olduğunu düşünüyoruz. - Bu konuda kurbanın hikmetini anlamaya çalışmak ve bunları diğer insanlarla da paylaşmak güzeldir. Ancak bazı dinsizlerin her fırsatı kullanarak İslam dinine saldırmalarına cevap vermek, saldırılarını sona erdirmeyebilir. Bizler görevlerimizi yapmaya devam edeceğiz. - Bununla beraber, Allah sadece kurban bayramında kurban olarak kesilen hayvanları değil, başka zamanda da bazı hayvanların kesimine izin vermiş ve insanların bunlardan istifade etmelerini tavsiye etmiştir. Bu sebeple, aslında kurbanlarla diğer kesilen hayvanlar arasında sayı bakımından bir karşılaştırmaya hiç gerek yoktur. Çünkü, kurbana karşı çıkanların onlara da karşı çıkmaları gerekir. Halbuki dünyada kendine vejeteryan diyenlerin sayısı çok azdır. Kaldı ki, bunlardan bir kısmı, beyaz et yiyor, sadece kırmız et yemiyor. Peki, tavukların da canı can değil mi? Balık da yiyorlar. Peki, balığın da canı can değil mi? Ayrıca kırmızı et yemeyenlerin sağlıklarına zarar verdikleri uzmanlarca kabul edilmektedir. Bu açıdan bakıldığı zaman, et yemeyenler veya kurbanlara karşı çıkanlar, hem Allah’ın fıtrat kanunlarına hem insanların sağlık kanunlarına hem insanların büyük çoğunluğun kabul ettiği beslenme kanunlarına karşı çıkmış oluyorlar.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
bazı ibadetleri saygı duyacak kadar mantıklı bulamıyorum, kurban da bu ibadetlerden biri. Her yıl katliam gibi bir çok hayvanın kesilmesi çok vahşi geliyor bana.. Üstelik kesilen hayvanlar ibadetin aslına uygun olarak dağıtılmıyor, herkes buzdolabına stok için hayvan kesiyor resmen. Başkasına verdiği paysa çoğu zaman utandıracak cinsten oluyor.. Saçmalık ve vahşettir.
1 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Herkesin yalnızca et yemek, mangal yakmak ve birbirine gösteriş yapmak için kullandığı bir etkinlik olarak görüyorum
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bizim gibi çomar ve cahillerin olduğu bir ülkede hayvana eziyet edildiği için bunun belli bir düzene tabii tutulması ve usta eller tarafından yapılması gerekir.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Saçma ve çok geri kafalı bir adet değil mi artık ?
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bir canlının yaşam hakkını elinden almak bana çok vahşice ve anlaşılması zor geliyor. Kimsenin tercihlerini ya da ne yediğini eleştirmiyorum. Aynı şekilde inandığı dini de öyle. Ama tıpkı sizin gibi bir canlı olan, duyguları olan bir varlığı sırf siz istiyorsunuz diye öldürmek asla aklımın almadığı bir şey. Bir canlının ölümünün güzel şeylere vesile olabileceğine de inanmıyorum. Kim ne derse desin.
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bir insan vegan değilse şuna tepki göstermesi saçmalığın daniskasıdır. Kasaptan aldığınız et ağaçta yetişmiyor dostlar haberiniz olsun. Dini boyutunu, ne kadarının yardıma gittiğini falan ben bilemem ama illa doğru şekilde uygulayan da vardır diye düşünüyorum. Fakat toplu ‘’üretilen’’, ‘’marka’’ kasaplarda hayvanların ne şekilde yetiştirilip kesildiğini, dahası süt yumurta gibi hayvansal gıdaların nasıl elde edildiğini bilenler asıl isyanın nereye yapılması gerektiğini biliyorlardır. Bu adeti uygulayanlar genelde köylüden, hayvanların işkence görerek yetiştirilmediği yerlerden alıyorlar ve tek bıçak darbesiyle öldürüyorlar. İstisnaların varlığını tespit etmek için kontrol mekanizması kurulabilir ama bir şey dinde geçiyor diye illa eleştirmek zorunda değiliz. Asıl katliam marketlerinizde açın gözünüzü
2 Yanıt
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
Bir arkadaş et yemek, mangal yakmak ya da gösteriş olarak yapmak demiş. Çok da doğru söylemiş. Maalesef bu bizim memleketimizde böyle. Et seven ya da sürekli yiyen biri değilim. Ya da din uzmanı hiç değilim. Kişisel görüşüm şudur: İnsan yaratılmışların en üstünü ise, diğer yaratılanlar insana hizmet etmek için vardır. İnsan da bunun karşılığını kat kat vermelidir. Doğanın diyalektiği de budur. Bence hayvanların kurban edilmesi yaradana güzel bir ibadettir ve paylaşmayı, empatiyi arttırır. Yani böyle olmalıdır. Öte yandan oportünist cahil Türk insanı durur mu, yapıştırmış cevabı...
  • Favorilere Ekle
  • Kullanıcı Şikayet Et
  • Dio Şikayet Et
  • Embed Kopyala
/
0
yeni dio gir..

Tarihe Göre

İçerik bulunamadı.