Hayatınıza Dokunan Şiirler
    • Popüler
    • Tarihe Göre
    Vidiom
    Bu başlığa vidio eklemek için telefonundaki dio uygulamasından giriş yap!
      sairsel
      Naçizane bir şair olarak şiiri anlatan bu şiir benim hayatıma çok önemli dokunuşlar yaptı. Sizlerinde hayatına dokunan şiirler varsa paylaşmanızı rica ediyorum. Teşekkürler 🙂 BEN SÖZÜN ŞEHRİYİM Herkes beni ayrı söyler ayrı der Ben sırrımı sezdirmeyen sihirim Çıkışımda akışımda aynı yer Kalpten doğup kalbe akan nehirim Tanır beni aşk sancısı duyanlar Tanır beni uykusuna kıyanlar Tanır beni uğruma baş koyanlar Sözcüklerin donattığı şehirim Dadaloğlu, Koçköroğlu mertliğim Nef’i, Neyzen, şair Eşref sertliğim Kâh mizaha meydan okur dörtlüğüm Kâh acı söz dedikleri zehirim Nice türküm, gazelim var, şarkım var Düz yazıdan dağlar kadar farkım var Beni çalıp çırpanlardan korkum var Arsız, hırsız üretmekte mahirim Serbest bacım, aruz benim ağbeyim Kalp rahminde duygu dölü bebeğim Son dizemle kesiliyor göbeğim Doğuşumla şadan olur şairim Kaynağıyım çağlayanlar dil ise Ben yağıyım söz sanatı gül ise Beni duyup doğurmaktır hadise Ben kendimi yazdırırsam şiirim. Cemâl SÂFİ
        fuzbing
        "ve güz geldi ömür hanım. dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. yağmur ha yağdı ha yağacak. incecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı, yüzüm ömrümün atlası, düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım? her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? bir güz düşünün ki ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış. böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir? yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de? yağmur yağıyor ömür hanım...gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum. seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından? dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır...olsun dönelim biz yine de. bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var. evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım. büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece. yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı ömür hanım. bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir göz bebeklerimden. sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki? yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama değil mi yoksa? öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni. bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise, bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, varolmaya, dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya... oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine yüreği avuçlarımda atan bir can
          palmiye
          Hayatımda ilk kez biri bana “Kendine çok dikkat et” dedi. Anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde… Rastgele, Yürürken aklına geleyim Sızlasın için… Zaman sen olmayınca geçmiyor, Sen olunca da yetmiyor… “Üşüryorsan söyle, Seni bir kat daha seveyim.” Kim istemez mutlu olmayı Ama mutsuzluğa da var mısın? Çık gel bir kez daha Çık gel bir kez daha Beni bozguna uğrat Ben güzel değil miyim? Neden kuş koymuyorlar yoluma? “Ben sana kızsam, Kendime küserim…” “Ama sen yine de gitme Gidersen peşinden gelmem Ama kalırsan Bu masalın sonunu birlikte öğreniriz. Meğer ne çok canı yanarmış insanın, Baktığı yerde göremeyince görmek istediğini Birgün aklına gelecek olursam Bana şiir ısmarla, Eylül'ü konuşalım.” Cemal Süreya
            palmiye
            Çok anlamam şiirden ama bunu da sevmiştim. ETME Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme. Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme. Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı? Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun, etme. Çalma bizi, bizden bizi, gitme o ellere doğru. Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme. Ey ay, felek harab olmuş, altüst olmuş senin için... Bizi öyle harab, öyle altüst ediyorsun, etme. Ey, makamı var ve yokun üzerinde olan kişi, Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme. Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan. Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme. Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan. Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme. Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer; Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme. Ey, cennetin cehennemin elinde oldugu kişi, Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme. Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize, O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme. Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle. Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme. Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı. Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme. İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil. Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme. MEVLANA CELALEDDİN RUMİ
              hayalperestbirii
                kafatamircisi
                Hayatında hiç şiir sevmeyen adama şiiri sevdiren o şiir Geyikli gece❤️❤️
                https://dio.onedio.com/dio/1702634
                https://dio.onedio.com/dio/1702634
                  imailahorsilahh
                  Şairbey'cim biliyorsun ben de irticalen karalıyorum bir şeyler. Çok da ahım şahım olmasa da... Ben 'hayatıma dokunan" nezdimde çok değerli bir kadının eserini paylaşmak isterim. Bende yeri çok başkadır.... Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum. Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor. Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. Yere göğe zamana denize kayalara ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? Bu kutla tanrının yönetkenliğinde, olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını. Kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler yığılıyor, işte yetkin eşitlik...her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. Bir eskiciden satın alınmış bu teraziyi bir gün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim. Nilgün MARMARA❤️
                    ladyrose
                    Sen çektiğim son sızı, aşk-ı azamın kızı Seni yaşatmak için beni tüketemezsin. Sen göklerin hırsızı, bana bir tek yıldızı, Olmayan bir gökyüzü bırakıp gidemezsin. Hüsran rüzgârlarında kıyıya vura vura, Umutlar dibe battı, düşlerim alabora. Ve hiç sönmesin diye dalımı kıra kıra, Yüreğime bu közü bırakıp gidemezsin. Sen misin, düşlerim mi sensizliğe yar olan Gidişin kıyametim, gitmemek mi zor olan Verdiğin son busenin yangınında kor olan, Dudağımdaki izi bırakıp gidemezsin. Varlığımla yanmasın, küle dönmesin vakit, Kimseler uyanmasın, parmak uçlarınla git. Bakışların vur emri, sükûtun açık tehdit, Bana çıldırtan gizi bırakıp gidemezsin. Biz ki, birbirimizdik, yalan mıydı düş kızı? Sen çoban armağanı, ben de bir çamsakızı Ben ölürsem seni de öldürmez mi bu sızı? Yarına yarınsızı bırakıp gidemezsin. Bir veda kâbusunda yâre son bakış gibi Sonra kan, ter içinde uykudan kalkış gibi Baharıma kış gibi, alnıma nakış gibi, Ömrüme karayazı bırakıp gidemezsin. Tek dayanağım sensin, solum sen sağım sensin, Varsın kör topal densin, elim ayağım sensin, Hayat kaynağım sensin, dirim sen, sağım sensin, Ardında bir cansızı bırakıp gidemezsin. Korkma, seni meyline zebun etmez bu sızı, Sen ki sevda cambazı, sen ki aşk sihirbazı, Aşkıma imkânsızı, köşküme bir hırsızı, Uykuma bir düş kızı bırakıp gidemezsin. BAYRAM MECİT
                      pillowtalk
                      kenetlenmissin kalbime.. ilmek ilmek... islenmis gibisin... hasretinle.. yuregime.... nereye boyle.. bileyim soyle..
                        lellu
                        Üvercinka Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor Bütün kara parçaları için Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl saran o Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı Gününü kazanıp kurtardı diye güzel Birçok çiçek adları gibi güzel En tanınmış kırmızılarla açan Bütün kara parçalarında Afrika dahil Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar Bütün kara parçalarında Afrika dahil Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok Aklıma kadeh tutuşların geliyor Çiçek Pasajında akşamüstleri Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor Bütün kara parçalarında Afrika hariç değil Cemal Süreya
                        https://youtu.be/uYEdQrpLrBI
                        https://youtu.be/uYEdQrpLrBI
                        En kıymetlimdir
                        /
                        0

                        Tarihe Göre

                        İçerik bulunamadı.