43
12.11.2020
En Sevdiğiniz Aşk Hikaye/Şiiri
    • Seçmece
    • Popüler
    • Tarihe Göre
      impluto
      Sen, Geç kalmış Bir mektup Ben, Yanlış adresim Bu hikayede Ya sen Gelmezsin Ya da Çıkıp gelsen... Ben, Yanlışın olurum En hüzünlü Halimle...
        mevsimlerdensnbahar61
        sevdiklerimden hem hikayesi hem şiiri
          busrawashere
          şahsen dio'daki aşk hikayeleri bana yetiyor bi' de 29 Nisan var tabii
            imailahorsilahh
            İlkyaz kendiliğinden Sana hiç sormadan gelir Dokunsan uçar gider Az önce buradaydı Bir kelebeğin kanadında Bir demet çiçek gibi Dalın üstündeydi gördüm Bir yapraktan süzüldü Dağıldı suyun parlak yüzünde Sonra yayıldı yere Az önce buradaydı Aşk da ilkyaz gibidir Yaşadığın yerde vardır Aradığın yerde yok Afşar TİMUÇİN
              who_am_i
              Her Şey Sende Gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kâr sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; Ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın Bir gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir Kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, Sevdiğin kadar sevilirsin... Ezberlediydimdi okumak nasip olmadı
                tivayci
                Cahit Külebi - Hikaye Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz! Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz, Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz ! Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkiyalar basardı. Ben bu yüzden yanlızlığı hiç sevmem Konuş biraz! Benim doğduğum köylerde Şimal rüzğarları eserdi, Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz! Benim doğduğum köylerde İnsanlar gülmesini bilmezdi Ben bu yüzden naçar kaldım Güldür biraz! Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin! Benim doğduğum köyler de güzeldi Sen de anlat doğduğun yerleri Anlat biraz!
                  utumasasiilekayanadam
                  Bin yıl ömrüm olsa, bin yıl seni severim. Bin yıl seni sevsem, bin yıl daha isterim.
                    sairsel
                    Telefonda Sen Bundan daha güzel müjde mi olur? Merhaba diyorsun telefonda sen, Sen ki konuşursun, derdim mi kalır? Nasılsın diyorsun telefonda sen... Bu gece misketi çaldırmaz mıyım, Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım, Sesini duyup da çıldırmaz mıyım, Delisin, diyorsun telefonda sen... Sağlığını düşün herşeyden önce, Kendine iyi bak içme her gece, Seni seviyorum, hem de delice! Bilesin, diyorsun telefonda sen... Mutluluk ne kadar kolaymış meğer, Sevginin kadrini bilseydik eğer, Kim ne derse desin, çekmeye değer, Çilesin diyorsun telefonda sen... Çoktan terk ederdim, bu şehri çoktan, Arar diye caydım her yolculuktan, Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan Ne haber diyorsun telefonda sen... Sabrımı yenmese hasret nöbetim, Arayıp sormaya yoktu niyetim. O anda hapşırdın, "çok yaşa" dedim, Beraber diyorsun telefonda sen... Albümde görünce aklıma esti, Berbere uğradım dün akşam üstü, Resmime bakarak saçımı kesti, Severdin, diyorsun telefonda sen... Sevgi bu, insanı böyle inceltir, Aklın ermediği yere yöneltir. Sen de şiirlerde böyle yüceltir, Överdin, diyorsun telefonda sen... Biraz da fedakâr olsaydın keşke, Ne verdin destanlar yazdığın aşka? Ömründen üç gece, hepsi bu başka? Ne verdin? diyorsun telefonda sen... Hem içme diyorsun, içme de çıldır! Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur, Hadi sağlığına şerefe kaldır, Çınçınlat, diyorsun telefonda sen... Bu yıl kurak geçti, bahar da, yaz da, Erik de olmadı, dut da, kiraz da, Neler söylüyorum, lütfen biraz da, Sen anlat, diyorsun telefonda sen... Ne söylersen söyle, sen ne dersen de! Anlat düşmanımı düşte görsen de! Bir sigara yaksam, izin versen de; Devam et, diyorsun telefonda sen... Seni dinlemekten güzel şey mi var? Çölde şırıl şırıl akan su kadar, Yeter konuştuğum, benden bu kadar, Merhamet, diyorsun telefonda sen... Gelirsem görünme, kendini gizle, Seni yağmalarım, yerim bu hızla! Yerin kulağı var, açılma fazla, Orda kal, diyorsun telefonda sen... Canım ne istiyor şu anda bilsen? Ah mümkün olsa da bulup da gelsen, Kendi ellerinle incecik dilsen, Portakal, diyorsun telefonda sen... Afedersin bazen sapıtıyorum, Böyle saçma sapan laf ediyorum, Kapı çalınıyor, kapatıyorum, Hoşçakal, diyorsun telefonda sen... Cemal Safi
                      gizemino
                      Birdenbire Her şey birdenbire oldu. Birdenbire vurdu gün ışığı yere; Gökyüzü birdenbiler oldu; Mavi birdenbire. Her şey birdenbire oldu; Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan; Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire. Yemiş birdenbire oldu. Birdenbire, Birdenbire; Her şey birdenbire oldu. Kız birdenbire, oğlan birdenbire; Yollar, kırlar, kediler, insanlar... Aşk birdenbire oldu, Sevinç birdenbire. Orhan Veli
                        thetalentedmrripley
                        Nazım'ın Piraye'ye mektubunu noktalarken yazdığı dört kelimelik aşk hikayesi Herkese selam, sana hasret...
                          apricity
                          SANA YENİDEN BAŞLAMAK İSTERİM Seni bulmaktan önce aramak isterim Seni sevmekten önce anlamak isterim Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de Sana hep yeniden başlamak isterim Özdemir ASAF
                            monaiman
                            Ayrılık Sevdaya Dahil açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın en görkemli saatinde yıldız alacasının gizli bir yılan gibi yuvalanmış içimde keder uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan onu çok arıyorum onu çok arıyorum heryerinde vücudumun ağır yanık sızıları bir yerlere yıldırım düşüyorum ayrılığımızı hissettiğim an demirler eriyor hırsımdan ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş tedirgin gülümser çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili hiç bir anı tek başına yaşayamazlar her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar gittikçe genişleyen yakılmış ot kokusu yıldızlar inanılmayacak bir irilikte yansımalar tutmuş bütün sâhili çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil çünkü ayrılık da sevdâya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili yalnızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık hava ağır toprak ağır yaprak ağır su tozları yağıyor üstümüze özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı karanlık çöktü denize yalnızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi tuz parça kırılsak da hâlâ içimizde o yanardağ ağzı hâlâ kıpkızıl gülümseyen -sanki ateşten bir tebessüm- zehir zemberek aşkımız Attila İlhan
                              monaiman
                              Zeynep Zeynep Beni Bekle zeynep beni bekle / gece agaçlarina yagmur çiseliyorum / cam tozu su beyazi yalnizligini mutlaka degiştirecegim bir yaprak halinde süzülüp saçlarina eski teşrin\'lerden / kederli kirmizi zeynep beni bekle mutlaka dönecegim söyle kim önleyebilir buluşmamizi geceleyin işiklari söndürdügün zaman benim şiir kitaplarindan sizan aydinlik elinde uyuyakaldigin heyecanli roman pancurlarin çarpildigi lodos geceleri rüzgârin degil benim / pencerendeki islik her akşam koridordaki ayak sesleri yanliş çaldigini zannettigin telefon zeynep beni bekle mutlaka gelecegim hem bu ne ilk ayriligimiz ne de son pikapta eminaga acemaşirân saz semaisi sokakta çocuklar saklambaç hirsiz polis hayat akip gidiyor olsam da olmasam da saati durmamali ufak sorumluluklarin resmi birakmadin ya / son çektigin hangisi bak mektuplar birikmiş yine masamda fakülteler açilacak bak bugün yarin zeynep beni bekle mutlaka gelecegim başladigimiz filmi birlikte bitirecegiz Kimm Ne Derse Desin İçimde Delice Bir His Attila İlhan
                                amakafamiznasiguzel1
                                Ne hasta bekler sabahı, Ne taze ölüyü mezar. Ne de şeytan, bir günahı, Seni beklediğim kadar. Geçti istemem gelmeni, Yokluğunda buldum seni; Bırak vehmimde gölgeni, Gelme, artık neye yarar? Necip Fazıl
                                /
                                0

                                Tarihe Göre

                                İçerik bulunamadı.