13
21.9.2020
Bir Dizesi Bütününü Anlatan Şiirler
    • Seçmece
    • Popüler
    • Tarihe Göre
      rarero
      "Ben sana mecburum sen yoksun." Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum Ağaclar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum, sen yoksun Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur Tutsak, ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat cıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam, ne tutsam, nereye gitsem? Ben sana mecburum, sen yoksun Belki Haziran'da mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor, kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün, kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum, bilemezsin. Atilla İlhan
      0
        badideasensei
        BEN BU YÜREK YARASINI BİR GECE ELBİSTAN'DA DUYMUŞTUM... Sen, Ne Zaman Büyüdün.? #HasanHüseyinKorkmazgil eski duvar diplerinde karanlık sular ay vurmuş gölgelenmiş kuytular canım oğul güzel yiğit al gel kanlı gömleğini sana nasıl kıydılar.?! ... ben bu yürek yarasını bir gece elbistan'da duymuştum... bir külüstür mapusâne zindanların en kötüsü gözlerinin moru vurmuş ak mendillere bir kelepçe sabahı ki türkülerin en acısı ben bu yürek yarasını bir gece elbistan’da duymuştum... ... akşamlar bir karakuş gibi sağılıp inerdi tenha yollara yıldızlar dut kokardı iğdeler ay kokardı öflez ışıklan yol boylarında osmanlı karakolların tilkiler üşüşünce akşam yıldızıyla bağlara kelepçemin karasına bir ak güvercin nazlı nazlı, canım yiğit, süzüm süzüm, canım oğul, gelip konardı ben bu yürek yarasını bir gece elbistan'da duymuştum... ... ekmek yedim su içtim, ben nasıl yadsıyayım nurhak dağlannın hemencecik eteğinde o yerde toprak kına gibidir etlidir damarlıdır sanırsın balla yoğrulmuştur kehribar üzümleri kütükleri hititlerden, kan gütmesi osmanlıdan ekmek yedim su içtim, ben nasıl yadsıyayım taze peynir gibi taze, san yabangülü selâm ya nasıl yadsıyayım o ishaklı selvilerde ayışığını ya bu kanlı gömleği ben kime giydireyim.? ben bu yürek yarasını bir gece elbistan'da duymuştum... ... sen ne zaman büyüdün de ne zaman kaptırdın gönlünü o nurhak’lara sen daha bebek bebek, sen daha baba baba canım oğul, o kıraç topraklarımın yabangülü yiğidim sen ne zaman büyüdün de düştün yollara yolunu mavi kargalardan toylardan sorar oldun.? hâlâ duruyor mu telefon tellerinde o mavi kargaları maraş topraklarının o karamuk çalıları, o çobandöşekleri, o müslüman kayalar beni sordun mu gözüm, o kanlı toprakların menekşeli sabahlarından çıkınımda kara zeytin bile yok kara alman kelepçesi bileklerimde ben bu yürek yarasını bir gece elbistan'da duymuştum... ... bileklerim, canım oğul, yeni yeni başladı sızlamağa sen büyüdün de demek, düştün demek o damar damar kınalı topraklara.? tüketmişim yirmi yılı, cemim yiğit, bir salkım üzüm gibi ay vurmuş gölgelenmiş kuytular canım oğul güzel yiğit al gel kanlı gömleğini sana nasıl kıydılar.?! ben bu yürek yarasını bir gece elbistan'da duymuştum...
          monaiman
          En güzel günlerimin Üç mel'un adamı var: Ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye En güzel günlerimin bu üç mel'un adamını Yer yer tırnaklarımla kazıdım Hatıralarımın camını.. En güzel günlerimin Üç mel'un adamı var: Biri sensin, Biri o, Biri ötekisi.. Düşmanımdır ikisi.. Sana gelince... Yazıyorsun.. Okuyorum.. Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa, İnsanın Bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum.. Ne yazık!.. Ne kadar Beraber geçmiş günlerimiz var; Senin Ve benim En güzel günlerimiz.. Kalbimin kanıyla götüreceğim Ebediyete Ben o günleri.. Sana gelince, sen o günleri - Kendi oğluyla yatan, Kızlarının körpe etini satan Bir ana gibi satıyorsun!. Satıyorsun: Günde on kaat, Bir çift rugan pabuç, Sıcak bir döşek Ve üç yüz papellik rahat İçin... En güzel günlerimin Üç mel'un adamı var: Biri sensin, Biri o, Biri ötekisi... Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi... Sana gelince... Ne ben Sezarım, Ne de sen Brütüssün... Ne ben sana kızarım Ne de zatın zahmet edip bana küssün.. ARTIK SENİNLE BİZ, DÜŞMAN BİLE DEĞİLİZ... Nazım Hikmet Ran
            benita
            Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci. Hem de gece inmiş, ses gelmiyor kümesten, Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci? Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten. İyi nişan alırdı kendini asan zenci, Bira içmez ağlardı, babası değirmenci, Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci, Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
              zozo1
              BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar Yollar kalbimle örtülür Parmaklarımın arasından Gecenin geldiğini görürüm Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider Yüzümü bir çiçeğe gömüp Ağlamak gibi isterim Derinden bir tren geçer Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Alıp başımı gitmek isterim Bir akşam bir kente girerim Kayısı ağaçları arasından Gidip denize bakarım Bir tiyatro seyrederim Ben ölürsem akşamüstü ölürüm Uzaktan bir bulut geçer Karanlık bir çocukluk bulutu Gerçeküstücü bir ressam Dünyayı değiştirmeye başlar Kuş sesleri, haykırışlar Denizin ve kırların Rengi birbirine karışır Sana bir şiir getiririm Sözler rüyamdan fışkırır Dünya bölümlere ayrılır Birinde bir pazar sabahı Birinde bir gökyüzü Birinde sararmış yapraklar Birinde bir adam Her şeye yeniden başlar Ataol BEHRAMOĞLU
                ozymandiase
                ben seni severim sevmesine de toplum buna hazır değil nükleer denemeler kyoto sözleşmesi küresel ısınma falan. belki sen çok küçüksün belki benim ruhum ölü biraz nietzsche biraz kant kafan karışmış belki parlıamanet'i de bozdular tutunacak dalımız mı kaldı? pavyonda tanıdığım bilge bir pezevenk vardı! kötü kitaplar okumak kötü yaşamak gibidir derdi. iyi kitaplar okudum bir boka yaramadı.. ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız işin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık. küsmesi,barışması,ayılması,bayılması hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı! güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi. bir sürü güzel kadın girdi hayatıma hepsi ağzıma sıçtı.. ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil. her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister seninle benim yan yana oturacağımız çekyata ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik.. içime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim. ben seni severim sevmesine de iş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..
                /
                0

                Tarihe Göre

                İçerik bulunamadı.